HÜRİYET

Facebook Takip Etmek İçin Beğen

31 Ağustos 2011 Çarşamba

Torba yasa emekli olma şartlarını değiştirmedi

Torba yasa emekli olma şartlarını değiştirmedi

Soru: Eşim adıma kayıtlı şirketimde, 20 Haziran 2011 den itibaren ilk defa çalışmaya başladı. Yeni Torba yasasına göre, nelerden yararlanmamız gerekli?
Mustafa Aksakal

Cevap: Torba yasa emeklilik şartlarını değiştirmedi. İlk defa sigortalı çalışmaya başlayan eşinizin, Torba yasadan yararlanacağı bir hak bulunmuyor.

Eşiniz emekli olmak için; 7200 gün prim ödeme ve 58 yaş şartlarına tabi. Ara vermeden 20 Haziran 2031 tarihine kadar prim ödeyerek, prim ödemesini 7200 güne tamlaması şartıyla, 58 yaşını dolduracağı tarihte emekli olabilir.

Ekrem SARISU - POSTA

Son yedi yıl içinde olan isteğe bağlı prim ödemesi dikkate alınır




Son yedi yıl içinde olan isteğe bağlı prim ödemesi dikkate alınır 

Soru: Sorum emeklilikle ilgili. Son 3,5 yılda hangi kuruma daha fazla prim ödediyse vatandaş o kurum şartlarından emekli oluyor. Peki vatandaşın SSK ya isteğe bağlı olarak ödemiş olduğu prim (01/10/2007-30/09/2008 yılları arası) 3,5 yıl hesabında dikkate alınır mı?
Ertan ZEYBEK










Cevap: Belirttiğiniz tarihler arasında isteğe bağlı ödediğiniz primde son yedi yıl hesabında dikkate alınır. Burada farklı sosyal güvenlik kurumların ödenen primler dikkate alınmakta. Dolaysıyla SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığına isteğe bağlı ödenen primlerde çalışarak ödenmiş prim gibi dikkate alınır. Ancak, isteğe bağlı prim ödemesinin son yedi yıl hesabında dikkate alınabilmesi için son 2520 gün içinde olması gerekiyor.

Ekrem SARISU - POSTA

İstirahat Raporlarında Püf Noktaları -2


İstirahat Raporlarında Püf Noktaları -2

İstirahat Raporlarında Püf Noktaları -1 okumak için tıklayınız

Önceki yazımızda, sigortalıların aldıkları istirahat raporlarına istinaden SGK tarafından işgöremezlik ödeneği verilebilmesi için gerekli koşulları açıklamaya başlamıştık. Bu kapsamda SSİY’de yer alan koşulların ilk 5 tanesine değinmiştik. Şimdi kalan koşulları sıralamaya devam edelim:
.
6- Hekim hastanın durumuna, bilgi ve tecrübesine dayanarak sigortalının, rapor süresi sonunda yapacağı işlemi istirahat raporlarında net olarak belirler. Zaten bu bakımdan iki seçenek söz konusudur. Sigortalı ya işbaşı yapacaktır ya da rapor süresi sonunda kontrol muayenesine tabi tutulacaktır. Raporlar en az iki nüsha düzenlenir. Bir nüshası, işyerine ibraz edebilmesi için sigortalıya verilir. Diğer nüsha ise sağlık tesisi tarafından doğrudan SGK’ya gönderilir.
.
7- Düzenlenecek sağlık raporunun şekli, içeriğinde bulunması gereken asgari bilgiler dikkate alınmak suretiyle SGK tarafından belirlenir. Gerek tek hekim, gerekse de sağlık kurulu raporları el yazısıyla düzenlenebileceği gibi, elektronik ortamda düzenlenip çıktıları alınabilir.
.
8- Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları, geçici iş göremezlik belgeleri ile sağlık kurulu raporlarının birer nüshasını düzenlendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde, SGK’nın ilgili birimine gönderir. Bu birim, sigortalının çalıştığı işyerinin bölgesinde bulunduğu SGK il müdürlüğü ya da merkez müdürlüğüdür.
.
9- Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi yapmış olan ülkelerin sigortalıları, sağlık tesislerine sözleşmelerin uygulamasında gösterilen formüllerle başvururlar. Bu kişilere verilen sağlık raporları da aynı şekilde, SGK’nın sevk işlemini yapan ilgili birimine intikal ettirilir.
.
10- Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin istirahat raporlarının tabi olacağı usul ve işlemler ayrı bir yönetmelikle belirlenir.
.
Geçici işgöremezlik ödeneklerinin ödenmesiyle ilgili kurallar ise:
a- Sigortalı iş kazası veya meslek hastalığına uğramış ve bu nedenle iş göremezliğe uğramışsa işgöremezlik süresince her gün için istirahat ödeneği ödenir.
.
b- Hastalık halinde işgöremezlik ödeneği, sadece 4/a (eski SSK)statüsündeki sigortalılar ve 5510 sayılı kanunun 5. maddesine göre çalışan kısmi sigortalılara ödenir. Sigortalının işgöremezliğe hak kazanabilmesi için, adına işgöremezliğin başladığı tarihten geriye doğru 1 yıl içerisinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması gerekir. Hastalık sigortası geçici işgöremezlik ödeneğindeki bir başka püf noktası ise ödeneğin geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlanılarak ödenmesidir. Diğer bir değişle hastalık sigortasında, raporun ilk iki günü için rapor parası ödenmez. Örneğin işyeri hekimleri en fazla iki güne kadar istirahat verebiledikleri için, işyeri hekimi raporuna SGK tarafından rapor parası verilmediğini söyleyebiliriz.
.
c- Analık sigortasında istirahat ödeneği 4/a (eski SSK) statüsüne tabi kadın sigortalıların tamamı ile 4/b (eski Bağ-Kur) statüsüne tabi kadın sigortalıların bir kısmına ödenir. Analık istirahat ödeneği alabilen 4/b(eski Bağ-Kur) statüsü sigortalıları, muhtarlar, ticari veya serbest meslek kazancından dolayı gerçek ya da basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup da esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olanlar ve tarımsal faaliyette bulunanlardır. Dolayısıyla 4/b statüsü sigortalılığı, şirket ortaklığından gelenler ile isteğe bağlı sigorta ödeyenlerin analık sigortası istirahat ödeneği alması imkanı yoktur. Analık sigortası geçici işgöremezlik ödeneğinden yararlanabilmek için ayrıca, sigortalı adına doğumdan önceki bir yıl içerisinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması da zorunludur.
.
d- Analık sigortası geçici işgöremezlik ödeneği, doğumdan önceki sekiz ve doğumdan sonraki sekiz hafta olmak üzere toplam 16 hafta için ödenir. Çoğul gebelik (üçüz, dördüz gibi) halinde ise doğum öncesi sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilave edilir.
.
e- Analık sigortasında, doğumdan önceki sekiz, çoğul gebelikteki on haftalık sürede sigortalının çalışmaması esas olup, hekimin rapor ve onayı önemlidir. Sigortalı kadının isteği ve hekimin de onayı ile sigortalı, doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışabilir. Bu durumda sigortalının doğum öncesinde kullanmadığı beş haftaya, çoğul gebelikte ise yedi haftaya kadar olan istirahat süresi kendi isteği ve hekimin onayıyla doğum sonrası istirahatine eklenebilir.
.
f- Kadın sigortalının erken doğum yapması halinde, kullanamadığı doğum öncesi istirahat süreleri de 16.06.2011 tarih 27966 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan SSİY değişikliği ile doğum sonrası istirahat süresine ilave edilmeye başlanılarak, bu konudaki hak kayıpları ortadan kaldırıldı.

CELAL KAPAN / YENİ ASIR

Bir başkadır bu bayram



Ramazan Bayramı hep özel olmuştur.
Başta, bir ay oruçtan sonra tekrar kahvaltı sofrasına oturmak önce bir tuhaf gelir insana. Sonra gün içerisinde her defasında bir şey yiyip içtiğinizde önce bir irkilme olur, sanki oruçlu olduğunu unutup bir şeyler yiyormuş hissedersiniz. Velhasıl tatlı bir heyecandır bayram. Zaten bunun için bir yandan "Ramazan Bayramı" yerine "Şeker Bayramı" da denilmeye başlanılmıştır.

Bu Ramazan Bayramı'nı Kuzey Kıbrıs'ta geçirelim dedik. En son gittiğimden bu yana üç yıl olmuştu. Bayramı geçirmek üzere geldiğimiz, değerli dostum Burhanettin Kaya'nın Kıbrıs için bir marka haline gelen Artemis Otel'i yine dopdolu bu bayramda da...

Bu zaman içerisinde elbette bazı değişiklikler olmuş Kıbrıs'ta da. En önemli değişiklik duble yolların Kıbrıs'ta da uzanmaya başlaması. Otele giderken bindiğimiz taksinin şoförü ile biraz sohbet ettik. Söylediği en ilginç şey, eskiden Türkiye yol yapımı dahil her şey için para gönderir ama doğru dürüst kontrol olmadığından mıdır ne hiçbir şey tam olarak yapılmazdı. Şimdi artık Türkiye para göndermek yerine müteahhidini gönderiyor. Yollar daha kaliteli olarak yapılmaya başlandı, diyor. Aslında her olayda böyle değil mi? Şayet bir ülkeye veya firmaya yardım edecekseniz ona bir perspektif de vermeniz gerekiyor. Bunun Türkiye'de ve dünyada da çok örnekleri görülmüştür.

Türkiye'de eskiden teşvik bölgelerine iktidar partisince törenle atılan fabrika temellerinin daha sonra, bir muhalefet partisi tarafından kamyon kasasında taşınma görüntüleri olurdu. Çünkü zamanında kontrol olmadığı için sağlanan kaynak ya düğün parası ya da lüks araba veya eve dönüşebilirdi. Şimdilerde bunun dünyadaki en bariz örneğini Avrupa Birliği'nden gelen kaynakları amacı doğrultusunda kullanmayan Yunanistan, Portekiz gibi ülkelerde yaşanan ekonomik krizlerle görebiliyoruz.

Aynı durumun olmaması bakımından Türkiye artık teşvik politikasını kökten değiştirme noktasına geldi. Artık "Biz bir teşvik ilan edelim ondan yararlanmak isteyen yararlanır" anlayışından, verilecek teşvikin kısa, orta ve uzun vadede ülke kalkınmasında ve dünya ile rekabette sağlayacağı avantajların dikkate alınmaya başlanacağı bir anlayışa geçilmiştir. Aynı durum Kıbrıs konusunda da kendini göstermiş. Türkiye'de Devlet Planlama Teşkilatı'nda müsteşar yardımcılığı ve müsteşar vekilliği görevlerinden sonra, bir süre Kıbrıs nezdinde temsilcilik de yaptıktan sonra şimdilerde Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs Büyükelçisi olan Halil İbrahim Akça'nın Kıbrıs'la ilgili bu değişimde elbette çok önemli katkısı olmuştur.

Meşhur sözdür: "Balık vermek yerine, balık tutmayı öğret."
Ümidin ve insan hak ve hürriyetlerine özenin her geçen gün daha arttığı, demokrasi anlayışının daha yerleşmiş olduğu, her şeyin objektif kurallar çerçevesinde işlediği bir gelecek dileğiyle Ramazan Bayramınız kutlu olsun.

OSMAN ARIOĞLU / BUGÜN

31.08.2011

Türkiye'de bu da oldu!



Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından son 5 yılda verilen patent sayısı 5 kattan fazla artış gösterdi. TPE tarafından verilen patent sayısı 2006 yılında 122 iken, bu sayı geçen yıl 642'ye yükseldi. Bu yılın 7 aylık döneminde ise toplam 492 buluşa patent verildi.

TPE istatistiklerinden yapılan derlemeye göre, Türkiye'de son yıllarda teknolojik gelişimi sağlamaya yönelik çalışmaların teşvik edilmesi, yeni buluş ve icatlarda adeta patlama yaşattı. Türkiye'de son 5 yılda toplam 1874 patent alındı. Yeni buluş ve icatlarını tescil ettirerek patent alanların sayısı 2006 yılında 122 iken bu sayı 2007 yılında 317, 2008 yılında 337, 2009 yılında 456, 2010 yılında ise 642'ye yükseldi. Buna göre ülke genelinde son 5 yılda alınan patent sayısı 5 kattan fazla arttı.

Türkiye genelinde son 5 yılda verilen 1874 patent belgesinin 1028'sini İstanbul aldı. Bu şehri, aldığı 208 patent ile Ankara, 98 patent ile İzmir, 95 patent ile de Bursa izledi.

Aralarında Diyarbakır, Kastamonu, Muş ve Yozgat'ın da bulunduğu 23 şehir ise TPE istatistiklerinin tutulmaya başlandığı 1995 yılından bu yana hiç patent alamadı. Çankırı ve Karabük ise ilk kez bu yıl bir buluşa patent aldı.

Bu yılın 7 aylık döneminde de toplam 2 bin 259 patent başvurusundan 492'si tescillendi. İstanbul, bu dönemde de yapılan 878 başvurunun 235'ine aldığı patent tescil belgesiyle iller arasında ilk sırada yer aldı. İstanbul'u 54 patent tesciliyle Ankara, 39 patent tesciliyle de Bursa izledi.

Ocak-Temmuz döneminde patent almak için 58 şehirden toplam 2 bin 259 başvuru yapıldı. Bu dönemde İstanbul'dan 878 başvuru yapılırken bunların 235'i patent almaya hak kazandı. Başkent Ankara'dan ise bu dönemde yapılan patent başvuru sayısı 260, alınan patent sayısı ise 54 oldu. Bursa'dan yapılan 230 başvurudan ise 39'una patent verildi.

Ayrıca Manisa'nın 30, Konya'nın 22, Kocaeli'nin 21, İzmir'in 16, Antalya'nın 7 buluşu tescillendi. Kayseri'nin 6, Afyonkarahisar, Sakarya ve Tekirdağ'ın 5'er, Adana, Kütahya, Samsun ve Trabzon'un 4'er, Malatya, Rize ve Zonguldak 3'er, Aydın, Balıkesir, Denizli, Eskişehir ve Gaziantep'in 2'şer buluşuna patent verildi. Birer tescil belgesi alan iller ise Bilecik, Çankırı, Çorum, Edirne, Erzurum, Hatay, Isparta, Mersin, Nevşehir, Sinop, Uşak ve Karabük oldu.

MARKALAŞMA DA HIZ KESMEDİ
Bu yılın ilk 7 ayında yerli ve yabancı olmak üzere toplam 61 bin 960 marka tescil başvurusu yapıldı. Bunların 54 bin 437'sini yerli, 7 bin 523'ünü yabancı başvurular oluşturdu. Yapılan başvurulardan 18 bin 182'sinin markası tescil edildi.

İstanbul, bu dönemde 27 bin 188 marka başvurusuyla yine ilk sırada yer aldı. Aynı dönemde Ankara'dan 4 bin 608, İzmir'den 3 bin 204, Bursa'dan 2 bin 191, Antalya'dan 1570, Konya'dan 1460, Gaziantep'ten 1428 marka başvurusunda bulunuldu.

Ocak-Temmuz döneminde Ardahan'dan 4, Bitlis'ten 7, Tunceli'den 9, Siirt'ten 14, Gümüşhane'den 15, Ağrı'dan 16 ve Hakkari'den 19 marka başvurusunda bulunuldu.

İstanbul, marka tescilinde de başı çekti. Bu dönemde İstanbul'dan 9 bin 389, Ankara'dan bin 418, İzmir'den bin 53, Bursa'dan 690, Antalya'dan 649, Gaziantep'den 496, Konya'dan 437, Kocaeli'nden 401 marka tescili yapıldı.

Bu dönemde Gümüşhane, Bayburt ve Hakkari'den 1, Ardahan ve Muş'tan 2'şer, Bitlis'ten 3, Kırşehir ve Kilis'ten 4'er, Hakkari'den ise 5 marka tescili yapılabildi.

Son 5 yılda en çok patent alan 10 il ve aldıkları patent sayıları şöyle:
İLLER PATENT SAYISI

------ -------------

İSTANBUL 1028

ANKARA 208

İZMİR 98

BURSA 95

MANİSA 59

KOCAELİ 50

KONYA 32

ADANA 30

GAZİANTEP 26

DENİZLİ 24


Bu yılın ilk 7 ayında verilen patentlerin illere göre dağılımı şöyle:

İLLER TESCİL SAYISI


----- -------------

İSTANBUL 235

ANKARA 54

BURSA 39

MANİSA 30

KONYA 22

KOCAELİ 21

İZMİR 16

ANTALYA 7

KAYSERİ 6

AFYON 5

SAKARYA 5

TEKİRDAĞ 5

ADANA 4

KÜTAHYA 4

SAMSUN 4

TRABZON 4

MALATYA 3

RİZE 3

ZONGULDAK 3

AYDIN 2

BALIKESİR 2

DENİZLİ 2

ESKİŞEHİR 2

GAZİANTEP 2

BİLECİK 1

ÇANKIRI 1

ÇORUM 1

EDİRNE 1

ERZURUM 1

HATAY 1

ISPARTA 1

MERSİN 1

NEVŞEHİR 1

SİNOP 1

UŞAK 1

KARABÜK 1

TOPLAM 492.
AA



http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/664837-turkiyede-bu-da-oldu

Yerli otomobil nasıl yapılır?

Geçenlerde önemli bir isimle Türkiye’de, “Türk Malı” bir otomobil üretiminin mümkün olup olmadığını konuşuyorduk. Bu alanda yatırımı olan büyük holdinglerden söz ederek, bu noktada onlara görev düştüğünü söyledi. Ben ise “Türk Malı” otomobil diye bir şeyin artık “demode” olduğunu ve dünyada herhangi bir ülkeye ait otomobil kalmadığını savundum. İsveç’in gururu Volvo artık Çinli. İngiltere’nin sembolü Jaguar Hintli. James Bond’un otomobili Aston Martin bile öyle. İngiliz Rolls Royce çoktan Alman oldu. BMW de. Bentley ise kaplumbağacı Volkswagen’in. İtalyan isimli Bugatti aslında Fransız ama Almanların. Keza Lamborghini. Amerikan deyince akla gelen Chevrolet, Kore’den geliyor. Norveç’te katliama giden Türk düşmanı Breivik, İtalyan zannedip Fiat’a biniyor ama yapanlar Türk. Japon diye aldığınız Nissan, Fransızların. Fransız diye bindiğiniz Renault, Kore yapımı. Bugün dünyada en milletsiz nesne artık otomobiller. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Otomobillerin alayı artık “piç”. O yüzden de “Türk malı otomobil” için ne fabrikaya ihtiyaç var, ne de bir holdinge. Türkiye “Türk markası” ile otomobil sahibi olmak istiyorsa başka. Yapılacak iş ise çok basit.

Tabii parası olana. Çözülecek iki iş var. Biri bir bayi ağı kurmak. Önce Türkiye’de, sonra dünyada. Servisiyle, lojistiğiyle, yedek parçasıyla dev bir ağ. Sonra bir marka yaratmak. Milyarlarca dolar harcayıp, dev kampanyalar yaparak dünyada. Gerisi kolay. Gideceksiniz bir “design” firmasına, çizdireceksiniz birkaç otomobil. Bir motor bulacaksınız. Ki hiç zor değil. İçindeki elektroniği zaten her üretici iki üç yerden alıyor. Sonra yıllarca üşenmeden sıkılmadan, bıkmadan o otomobili üreteceksiniz. İki yılda bir model değiştirerek. Yıllarca büyük zararları göze alacaksınız. Yeterli reklamı yapar, kaliteli de üretirseniz sonunda tutacak. Ama milyarlarca dolar zarar etmiş olacaksınız o sürede. Sonra bir Hintli veya Çinli gelip o markayı satın alacak sizden. Ama bir Türk markamız olacak yollarda. Değer mi, değmez mi bilenler karar versin.


Fatih Altaylı
 http://ekonomi.haberturk.com/otomotiv/haber/664861-yerli-otomobil-nasil-yapilir

İşsizlik ödeneği için yeniden 600 gün gerekir

İşsizlik ödeneği için yeniden 600 gün gerekir
İşsizlik sigortasından ödenek alıp haklarını tamamen kullananlar, sonrasında işe girip 600 günlük prim ödeme süresini tamamlarlarsa yeniden işsiz kaldıklarında tekrar ödenekten yararlanma hakkını kullanabilirler
Daha önce 2009 Temmuz’unda çalıştığım kurumdan çıkarılarak 10 ay işsizlik maaşı aldım. 2010 Temmuz’unda tekrar işe girdim ve şu an işten çıkarılmamız söz konusu. Bu durumda ikinci kez işsizlik maaşı alabilir miyim? Şartları nelerdir? Devrim KUKUK

Sayın Kukuk, 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu gereğince, işsizlik sigortasından işsizlik ödeneği alınabilmesi için geriye doğru 3 takvimyılı (1080 gün) içinde en az 600 gün (20 ay) primödemek gerekir. Madde 50 - (Değişik fıkra: 15/05/2008 - 5763 S.K./15.md.) Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır.

Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 39’uncumaddesine göre on altı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez. Kanun’un 53’üncü maddesine göre; hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde;

600 GÜN TEKRAR ÇALIŞMAK GEREKEBİLİR
İlk işsiz kaldığında hak ettiği (6-8- 10 aylık) işsizlik ödeneklerini tamamen alan birisi ise yeniden işsizlik ödeneği hak edebilmek için (işsizlikten sonraki) işe girme tarihinden itibaren en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemesi gerekir. Siz ödenek aldıktan sonra 2010 Temmuz ayında tekrar işe girmişsiniz. Primleriniz ayda 30 gün üzerinden ödeniyorsa 12 aylık, yani 360 günlük işsizlik sigortası prim ödenmesi süreniz oluyor. Bu sebeple 600 günden az olduğundan 2011 Temmuz’unda işsiz kaldığınızda işsizlik ödeneğinden faydalanamazsınız

ÖZEL BORSA ÇALIŞANLARI İKRAMİYE ALAMAZ
Ali Bey, sormak istediğim, memuriyetten ayrılanların tazminat alabilmeleriyle ilgili. Babam 1978-1987 yılları arasında ticaret borsasında çalışıyorken istifa ederek ayrıldı. SGK’ya dilekçe gönderdik. “Başkanlığımız kayıtlarında kaydınıza rastlanamamıştır” cevabı geldi. Bunun üzerine babam hizmet dökümü aldı (ticaret borsasından); bu dökümde babamın Emekli Sandığı Vakıf Genel Müdürlük numarası var. Ticaret borsası özel sandığa bağlıymış sanırım, hizmet dökümü elimizde, nasıl bir yol izleyebiliriz? Babam da tazminata hak kazanabilir mi? Tamer AÇAN

Sayın okurum, babanız 506 Sayılı (veya 5510 Sayılı) Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20’ncimaddesine göre kurulmuş özel borsa-banka sandıklarına bağlı olarak çalışmış; yani 5434 Sayılı Kanun’a tabi TC Emekli Sandığı Kanunu’na bağlı çalışmamış. İkramiye sadece 5434 Sayılı Kanun’a tabi çalışanlar için geçerlidir. Babanız kendisi istifa ettiği için esasen 1475 Sayılı Kanun’a göre alması gereken kıdemtazminatı hakkından olmuş. Yapacak bir işlemyok.

a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün süreyle işsizlik ödeneği verilir. İşsizlik ödeneği her ayın sonunda işsizin kendisine ödenir. İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılır. Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemeler yasal faiziyle birlikte geri alınır. Ölen sigortalı işsizlere ait fazla ödemeler geri tahsil edilmez

http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/664788-issizlik-odenegi-icin-yeniden-600-gun-gerekir

Bireysel kıdem fonu geliyor!


Uzun yıllardır sosyal güvenlik konusunda yazdığım için en çok karşı karşıya kaldığım taraf kuşkusuz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı oldu. İkinci kez bakanlık koltuğuna oturan Çalışma Bakanı Faruk Çelik ile 12 yıldır aynı bakanlıkta basın müşaviri olarak görev yapan Kayhan Ünal’in da çabaları ile hazırlanan bir iftar yemeğinde bir araya geldik.

Bakan Çelik’i bulunca kafamdaki, ya da çalışanların kafasındaki tüm soruları peş peşe sordum. Çelik, gerçekten dobra, özgüveni yüksek ve konuşmaktan, tartışmaktan kaçınmayan biri. Tabii en önemli konu yeni hükümetin kurulması sonrasında gündeme gelen Kıdem Tazminatı Fonu oldu. Bakan Çelik, “Gerçekten kıdem tazminatı konusunu önümüze almış değiliz. Geçenlerde televizyonlarda da söyledim ben, aldığımız zaman da kimseden çekinecek değiliz. Bütün açıklığıyla konuşulmasında yarar var. Sanki bir şey kaçırıyormuşuz gibi bir izlenim vermenin anlamı yok. Kaldı ki hükümet programına bu konulmuş zaten” diyor.

Ardından da kafasındaki fonu şöyle özetliyor: “İşsizlik Sigortası gibi ortak hesap gibi değil de her işçinin hesabında ayrı ayrı paranın birikmesi şeklinde ama daha net değil. Sosyal taraflarla asgari şartlarda uzlaşmadan bir sonuç ortaya çıkarmam.” Bir şekilde bireysel emeklilik sistemi gibi bir yapıdan söz eden Çelik’in sorularımıza verdiği yanıtlar ise şöyle:

İŞÇİ İÇİN ÇIKIŞ YOLU
Kıdem Tazminatı Fonu gelecek mi?
Kıdem Tazminatı programımızda var, biz de kıdem tazminatı ile ilgili kendi mutfağımızda çalışmaya başladık. Bu günlerde önümüze gelmeyeceği düşüncesindeydim ben. Ama bu alt işveren meselesine baktığınız zaman çözüm olarak Kıdem Tazminatı Fonu, alt işveren için yani taşeron işçiler için ciddi bir çıkış yolu olarak görülüyor.Bu konudaki kayıt dışılığı önleme oradaki haksızlığı ortadan kaldırmak açısından fon ciddi işler görecek.

Hastalığı yani bataklığı yok etsek taşeronluğu kaldırsak hastalığın kendisi o zaten!
Bu rekabet ortamında her kurum veya her birey rekabet edebilir ve maliyetleri mümkün mertebe aşağıya çekecek tüm enstrümanları kullanacaktır. Bu ezme, ezilmeye dönüşmediği sürece asıl işverenin işlerini alt işverene yaptırmasında bir mahsur yok. Dünya gerçeği de bu. Buradaki esas çalışan açısından, emekçi açısından oluşan yanlışlıklar ve işi sıkıntıya sokan alanlar nelerdir bunları belirlemek gerekir. Mesela diyor ki taşeron işçisine, tatil yok, tazminatlardan yararlanma şansı yok’. Çalışma saatleri çok berbat. Beyefendilerin insafına kalmış artık. 12 saat midir, 14 saat midir, kaç saattir adam acımasız! Bu ve benzer sosyal haklar bunlarla ilgili sağlıklı bir düzenleme yapmayı amaçlıyoruz.

O ZAMAN TESLİM OLMAK LAZIM
Türk-İş’in Kıdem Tazminatı Fonu konusunda genel kurul kararı var. ‘Genel grev sebebi sayarız’ diyorlar.
Şimdi hayatta birçok risk var. Burada da bir görüntüde bir kampanya yürütülüyor çalışama hayatıyla ilgili konularda. Saygı duymak, hoşgörü ile yaklaşmak gerekiyor. Herkesin bir taraftarı var ve o taraftara söylemesi gerekenler. Çok doğal Bir şey bu. Bilimsel veriye dayalı bir şey yapılıyorsa o zaman ben yaparım gibi bir risk almaya falan gerek yok, orada teslim olacaksınız.

Sizin kafanızdaki fon nasıl?
Biz fonun kişisel hesap şeklinde olmasını düşünüyoruz, yani İşsizlik Sigortası gibi ortak hesap gibi değil de her işçinin hesabında ayrı ayrı paranın birikmesi şeklinde ama daha net değil.

İşsizlik Fonu’nda biriken çok büyük bir rakam var. Yani İşsizlik Fonu’nu biraz düşürüp o şekilde bir katkı sağlayabilir mi, en azından çatının ayaklarından birini dik tutabilmek için?
Yani bilemiyorum da o görüşe paralel olarak çok daha uç şeyler söyleyenler var. İşsizlik Fonu 50 milyar lirayı geçti. Herkesin de gözü burada. “Bunu donduralım, bunun gelirlerini sonraki fona çevirelim, verelim” diyorlar. Herkes bir şeyler söylüyor. Fon çıkacaksa fon kurulacaksa bu işverenden çıkacak. Zaten başka bir tarafı yok. Buradaki hesaplamalar tabii ki çok yönlü yapılıyor şu anda kaç yüzde 8.1. Şimdi bir yıllık kıdem tazminatı tutarında aylık maaşın yüzde 8.1’i kadar işveren maliyeti var. Yani 12 maaşta bir maaş. Burada geleceğe yönelikte bir mağduriyet oluş tur ma - ya cak şekilde işverenleri rahatlatmak gerekiyor.

SENDİKALARIN ÖNÜNDEKİ ENGEL KALKIYOR
İşçi sendikalarının bir yetki sorunu var. 2008’den beri uzatıyoruz, yeni yasada yüzde 10’luk barajın kalkması ya da yüzde bire düşmesi gibi bir ihtimal var mı? Kesin baraj kalkıyor, biz tamamen kalkmasından yanayız. Fakat şöyle endişeler var orada, konfederasyona hak vermemek mümkün değil. Burada ‘sıfırladığınız zaman oluşacak olan yeni yapıda farklı unsurlar yani amacı sendikacılık olmayan unsurların yer alması gibi duruma da fırsat vermemek gerekir. Geçişli yapmakta yarar var ‘ diyorlar. Biz sıfırlamasından yanayız ama onlar binde 5, yüzde bir diyorlar.

Bir uzatma yapmadan mı çözeceksiniz?
Yani 17 Aralık yahut ocak ayında istatistiklerin yayınlanması gerekiyor. Biz de o süre oraya varıncaya kadar sendika mevzuatını bitireceğiz. Uzamayacak inşallah, bilemiyorum yani onu parlamento bilir. Bizim irademiz belli biz bu işi uzatmama kararlılığındayız.

Sendikaların örgütlenmelerindeki engel kalkacak diye konuşulmuştu. Brezilya örneği gibi bütün iş yerlerinde sendikalı olmak zorunlu diye bir ibare getirebilecek misiniz, bütün işler sendikalı olacak mı?
Destekleme aidatı ödeyenlerle birlikte sendikalı işçi sayımız yüzde 9. Mesela basına ayrı bir iş kolu olarak ele alıyoruz. Yani müstakil iş kolu olarak aldığımız için basına zaten daha önceki çalışmalarımızda bu sözü vermiştik zaten. ‘ İletişim ve basın diye kolu var’ dediğimiz zaman araya Telekom falan giriyor basın kayboluyor ortadan. Şimdi basın iş kolu olunca örgütlenmek imkânı olacak.

Örgütlenmenin yanına basının yıpranması ne olacak?
Yıpranma gelmez ama örgütlenme gelir.

İŞSİZLİK ÖDENEKLERİ ARTMAYACAK
İşsizlik Sigortası Fonu’nda artışlar olacağı söyleniyor!
Ya şimdi bunun amacı işsizliğe çare olmak işsizliği teşvik etmek değil. Oradaki fon ödemelerinin amacı o.

Ödemelerde hakkaniyet yok ki.
Aylık 5.500 lira kazanan da 2000 lira kazanan da fondan aynı işsizlik ödeneğini alıyor. Kademelendirme yapılabilir bunlara çalışacağız bunlar bizim önümüzde bunlara çalışabiliriz. Bu arada, biz düşünüyoruz ki çalışma hayatıyla ilgili derli toplu bir paket getirelim artılarıyla eksileriyle tarafı da tarafsızı da olan ama her maddesi her satırı tartışılabilen. Bir noktada uzlaşma sağlanmış bir çalışmayı derli toplu şekilde parlamentonun önüne getirmek niyetindeyiz. Bütün bu konuları bütün bu konuşulanların hepsi birbirine bağlantılı sendika memurlarla ilgili toplu sözleşme.

Sendikalar yasası 1 Ekim’e yetişmeyecek mi?
Yavaş yavaş işte, Meclis’e komisyonlara sevk etmeye başlayacağız.

İŞÇİLER İLE 8 GÜN 8 GECE YOĞUN PAZARLIK YAPTIK
Uzun yıllardan beri ilk defa işçi sendikaları ile yapılan toplu iş sözleşmesi, sorunsuz halloldu, nasıl başardınız bunu?
Gidişat nasıl gider bilmiyorum ama şu son işçilerle yaptığımız toplu sözleşme 8 günümü 8 gecemi aldı hiç medyaya da yansımadı.

Peki nasıl hızlı yaptınız? Şimdiye kadar kavgasız gürültüsüz olmazdı.
Gece bir araya geldik, Bakanlık’ta bir araya geldik, evde, lokalde bir araya geldik. Gelinmesi gereken yerlerde bir araya geldik enine boyuna konuştuk. Biz Çalışma Bakanıyız işçiden yana hep olduk işçiden emekten yana olma durumumuz var. Aa bir taraftan da kamu maliyesi kamu dengelerini bozucu bir şey içerisinde olamazsınız. Ne yaptık mesela orda 4+4 dedik. Ya arkadaş biz bunu 5-5 yapma şansımız yok 6-6 yapma şansımız yok, doğruda değil. Mantığa oturmuyor ama biz burada yapılması gereken işi zorlarız dedik. Orada herkes aslan kesiliyor bunu bilmeniz gerekir. Bugüne kadar ben bütün kesimlerle bir araya geldim diş hekimlerinden eczacılara doktorlardan işte tüm sendikacılara varıncaya

SİGARA İÇENE 5 LİRA SAĞLIK SORUNU CEZASI GELEBİLİR
Örgütlenmenin önündeki engeller kalkacak.
Özel hastanelerin fark isteme hakkı yüzde 100’e çıkabilir.
Bakanlık Teşkilat Kanunu KHK ile değiştirilecek.
Sendiklar Kanunu’nun değiştirilmesi gündemde.
Kıdem Tazminatı Fonu tartışılma ve uzlaşmaların ardından yeniden şekillenip çıkartılacak.  Mevcut teşviklerin aksayan yönleri yeniden değerlendirilecek.
2023’te işsizlik oranı hedefi yüzde 5-6 olacak.
Uzun yıllar için kiralanan SSK eğitim tesislerinde yeni bir sistem getirilcek.
Sigara içenlere 5 lira sağlık sorunu yaratma cezası gelmesi gündeme gelecek. Bu da paket başına sigaraya 5 lira zam anlamına gelebilir.
Sağlıkta sağlık kriteri uygun olanlara özel hastanelerde fark indirimi gelebilir

293 BİN ESKİ MEMUR İKRAMİYE İÇİN HAK KAZANDI
Eski memurların ikramiyesi konusunda bir gelişme olacak mı?
İki defa Anayasa Mahkemesi iptal etti. Şu anda yeni bir yasa düşünüyor musunuz? İkinci iptalle ilgili süreç devam ediyor biliyorsunuz, ama bunların ödenmesi ile ilgili karar kesinleşti.

9 Temmuz’dan sonra emekli olanlar sorunsuz olacak. Sorum 9 Temmuz’dan önce emekli olanların durumunun ne olacağı?
Anayasa’ya aykırılık var, eşitliğe aykırılık var! Geçen SGK’da da önümüze aldık bu konuyu. Biz şöyle güzel bir söz söyledik. “Bu mali boyutu ağırlıklı olan bir konudur, dolayısıyla ağırlıklı Maliye’yi ilgilendiren bir bölüm. Birlikte görüşmemizde yarar var” dedik, birlikte görüştük. Bugüne kadar alma hakkı olan 293 bin kişi bulunuyor.

Dava açanlar mı 293 bin kişi?
Yok, dava açan son 14 bin kişi yanılmıyorsam. Biliyorsunuz bu ödemeleri SGK yaptı. Bu arada mahkemelerin eski rakamlardan değil de güncel rakamlardan ödenmesi konusundaki karar temyizde, biz de temyiz sonucunu bekleyeceğiz gibi görünüyor. Bu alacakların güncellenmesi ile ilgili davayı mahkeme reddediyor. Şimdi bu temyize gidiyor çıkacak olan bu karardan sonra tablo netleşecek artık ya yasama bir düzenleme yapacak düzenleme yapsa bile biraz karışık halde.

YAŞ BEKLEYENLERE SÜRPRİZ EMEKLİLİK KARARI ÇIKMAYACAK
Emeklilikte yaşı bekleyenler konusunda bir çalışma var mı?
Bana diyorlar ki, “Sayın bakan bir metin imzalamış, bir defalık emeklilik hakkı verecekler demiş”! Öyle bir şey hazırlanmadığını söyleyebilirsiniz.

Emeklilik yaşını bekleyen, çalışmaya ara vermiş kişiler için sağlıktan yararlanma yardımı konusunda bir düzenleme yapılacaktı!
Şimdi öyle bir düzenleme olsa bu artık çok hakkaniyetli bir düzenleme olmaz herhalde.

Sizden önceki bakanın basın açıklaması oldu. Emekliliği bekleyenler çalışmıyorlarsa sağlıktan bedava yararlanacaklar diye.
Çalışabilecek yaşta birisi, hiçbir sorun yoksa sosyal güvenlik açısından veya genel sağlık sigortası açısından bu kriterlerde bir sorun yaşamıyorsa prim ödemeden sağlıktan yararlanmasını nasıl yapacağız?

ÖZEL HASTANELERİN KATKI PAYI YÜZDE 100'E GİDİYOR
Sayın bakanım bu özel hastanelerin vatandaştan aldığı katkı payı yüzde 100 çıkacak deniliyor?
Yasa yapılırken takip etmişsinizdir yüzde 30 idi. Onu biz uzun bir tartışma sonrasında Bakanlar Kurulu’na bir katına kadar çıkarma hakkını verdik. Nitekim daha sonra bu konuda haklılığımız göründü yüzde 70’e çıkartıldı. Bu yani sağlık hizmeti nitelikli verilsin veya sağlık hizmetinin nitelikli verildiği yerlerde ben istifada etmek istiyorum diyen insan bu hakkı kullanabilmeli. Bu hakkı kullanırken de bir bedel söz konusu ise onu da ödemeli veya bu hizmet kalitesinden kaynaklanan veya bu maliyet kalitesinden kaynaklanan tabloların mutlaka dikkate alınması gerekiyor. Onun için yasada yeni bir düzenleme ihtiyacı gündeme gelebilir. Önümüzdeki süreç içerisinde gerek ilaç gerekse sağlık uygulama tebliği ile ilgili alacağımız kararlar olacak. Üniversite hastanelerinin, fakültelerin bazı sorunları var. Onlarla bir araya geleceğiz, konuşacağız inşallah sorunları mümkün olduğunca çözeceğiz.

ALİ TEZEL- GAZETE HABERTURK- HT EKONOMİ


Araçta tasarruf formülü: Yüksek vites düşük devir

 
 
Çukurova Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Otomotiv Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kadir Aydın, ''Araçlarda yüksek vites, düşük devir, sabit hız mantığı en temel yakıt tüketim uygulamasıdır'' dedi.
 
Aydın, yaptığı açıklamada, içten yanmalı motorlara karşı artan talep karşısında otomotiv sanayisinin, günümüzde en ileri teknoloji ile üretim gerçekleştiren sektörlerden birisi haline geldiğini söyledi.
Enerji kaynaklarının verimli kullanılmasından çevresel faktörlere, ekonomiden konfora kadar tüm konuları kapsayan otomotiv alanı içinde en dikkati çeken noktanın, yakıtlar ve yakıt ekonomisi olduğunu belirten Aydın, günümüzde sadece fosil kökenli yakıtlar değil, aynı zamanda alternatif enerji kaynaklarından elde edilen yakıtların da kullanıldığını kaydetti.

Aydın, hidrojen enerjisi, güneş enerjisi, atıklar, yağlı tohumlar gibi birçok kaynağın, yakıt üretimi için bilim insanları tarafından araştırıldığını ve kullanıldığını belirterek, ''Artan petrol fiyatları ile otomobil kullanıcılarının en temel konusu bugün kuşkusuz yakıt ekonomisi. Yakıt ekonomisi sağlamak amacıyla yakıt katkı maddeleri ve piyasada bulunan ekonomi cihazları otomobil kullanıcıları tarafından denenmekte. Ayrıca, ekonomik sürüş teknikleri günlük hayatımızda sıklıkla uyguladığımız konular arasında yerini aldı'' dedi.

Yakıt ekonomisi için dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu anlatan Aydın, şunları söyledi:
''Ancak bir otomobilden kullanıcı olarak beklentilerimizi de net olarak belirlememiz gerekiyor. Otomobil kullanıcılarının birçoğu araçlarında yüksek performans olmasını ister. Özellikle hızlı ivmelenme, yokuşlarda rahat hareket kabiliyeti gibi performans konuları, otomobil kullanıcıları için önemli başlıklar olsa da, bunlar aynı zamanda yakıt tüketimini artıran unsurlardır. Performans ve yakıt ekonomisi birbirine zıt iki konudur. Bir araçtan hem performans, hem de daha az yakıt tüketmesini beklemek akılcı değildir. Kullanıcılar tarafından performansa yönelik aracın dizaynında ve motorlarında sonradan yapılan değişiklikler (modifiye) yakıt tüketimine olumsuz yansır. Aracın özellikle aerodinamik yapısı ve motorun güç artışına yönelik yapılan bu teknik değişiklikler performans ve yakıt tüketimini artırır.''

-DÜŞÜK YAKIT TÜKETİMİ İÇİN UYARILAR-

Aydın, içten yanmalı motorlarda yakıt tüketimini azaltmak için benzinli ya da dizel hangi motor olursa olsun, tavsiye edilen en önemli kullanım şeklinin, en kısa zamanda yüksek viteslere ulaşarak aracın seyrini sağlamak olduğunu söyledi.

Normal seyirde, örneğin 3'ncü vitesten 4'ncü vitese geçmek için hangi devirde vites atılmasının önemli olduğunu ifade eden Aydın, ''Yani ekonomi mi, yoksa spor modunda mı bir kullanış olacağı tamamen sürücüye bağlı. Aracın seyrini etkilemeyecek en ideal ve düşük devirlerde vites değiştirmek muhakkak surette yakıt ekonomisi sağlayacaktır'' dedi.

Aydın, bunun sürüş tarzı haline dönüştürülmesi halinde aradaki farkın çok geçmeden görülebileceğini belirterek, şöyle konuştu:

''Eğer tercihimiz örneğin 2 bin devir değil de 3 bin ya da 3 bin 500 devirde motor hızında vites değişikliği olursa, burada hızlı bir ivmelenme sağlamak mümkün olacaktır. Ancak yakıt tüketimimiz bir o kadar artacaktır. Kontrollü vites geçişi önemli. Özetle, araçlarda yüksek vites düşük devir sabit hız mantığı en temel yakıt tüketim uygulamasıdır. Araç hızı arttığında, araca yönelik hava direnci de artacağından yüzde 10 ve yüzde 20 arasında yakıt tüketimi fazlalaşmaktadır.''
Araçta tasarruf için bir diğer konunun da frenleme olduğunu, üretilen enerjiyi hareket etmek için kullanacakken, ani fren ile bunun kaybedilebileceğine işaret eden Aydın, şunları söyledi:
''Günlük hayattan buna bir örnek vermek gerekirse, 200 metre ileride trafik ışıklarında kırmızı ışığın yandığını gördüğümüz halde halen gaza basıp enerji üretir ve ışıklara yaklaştığımızda sert fren ile durmaya çalıştığımız anlarda, aslında ilerlemek için üretmiş olduğumuz ve daha fazla mesafe gidebileceğimiz enerjimizi frenleme ile kaybetmiş oluyoruz. Bu nedenle trafik şartlarını göz önünde bulundurarak ani frenlemelerden kaçınmak, yakıt tüketiminizi azaltır. Araçlarda bulunan konfor donanımları da aracın yakıt tüketimini etkilemektedir. Klima bunların başında gelmektedir. Unutulmaması gereken şey, araç üzerinde çalışan herhangi bir parça, enerjisini doğrudan ya da dolaylı olarak motor ana milinde üretilmiş olan güçten almaktadır. Dolayısıyla aracınız seyir halinde iken klimanın açılması, klima kompresörü ve donanımlarının ana milden güç çekeceği anlamına gelir. Bu durumda tekerleklere iletilmesi gereken gücü sağlamak amacı ile kaybedilen güç ekstra yakıt ile sağlanmaktadır. Sunroof ve pencerelerin açık olması, hava direncini artıracağından yakıt tüketimini de artıracaktır. Kullanıcıların dikkat etmesi gereken bir diğer husus ise lastik havalarıdır. Eğer lastik havaları standart değerlerden düşük olursa, yol ile olan temas yüzeyi artacağından, sürtünme artacaktır. Bu nedenle aracı istenilen seviyede hareket ettirebilmek için yakıt tüketimi artacaktır. Düzenli olarak araçlarda lastik havalarının kontrolü yapılmalıdır. Ayrıca araçların bakımlarının düzenli olarak yapılması, yukarıda sıralanan konuların etkinliğini artıracaktır.''

Aydın, piyasada çeşitli markalarda satılan ekonomi cihazları veya malzemelerinin kimisinin manyetik alan etkili, kimisinin ise hava akışını etkileyen tiplerde olduğunu söyledi.

Hava akışını düzenleyici bu cihazların emme manifolduna monte edilerek silindir içerisine giren havanın hızını ve yönünü değiştirerek türbülans oluşturduğunu belirten Aydın, ''Bu hava yakıtın iyi bir karışım oluşturmasını sağlamaktadır. Ancak ekonomi cihazların çoğu, modern motorlarda değil, daha eski teknoloji motorlarda az da olsa avantajlar sağlamaktadır'' dedi.

Aydın, performansa yönelik yapılan modifiye çalışmalarının, ekonomik yakıt tüketimine ters bir işlem olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

''Hız ve güç istenilen yerde yakıt tüketimi daima artar. Her ne kadar aerodinamik olarak aracın hava sürtünme direnci düşse de, motorda yapılan değişikliklerle ekstra güç talebi yakıt tüketimini artırmaktadır. Günümüzde kullanılan araçların hemen hepsi, elektronik kontrol ünitesine sahip araçlardır. Halk dilinde beyin olarak tanımlanan bu parçada mevcut yazılım ile araç üzerindeki tüm elektronik sistemler çalıştırılır ve kontrol altında tutulur. Elektronik kontrol ünitesindeki çip üzerinde yapılan değişiklikle ekstra güç ve tork elde etmek mümkün olmaktadır. Ancak gücün ve torkun arttığı yerde yakıt tüketimi de artar.''
kaynak : http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1174995&title=aracta-tasarruf-formulu-yuksek-vites-dusuk-devir&haberSayfa=1

İŞVERENİN ÇIKTI-GİRDİ İŞLEMİNDE İŞÇİNİN KIDEMİ SIFIRLANMAZ

.
İŞVERENİN ÇIKTI-GİRDİ İŞLEMİNDE İŞÇİNİN KIDEMİ SIFIRLANMAZ
İŞVERENİN ÇIKTI-GİRDİ İŞLEMİNDE İŞÇİNİN KIDEMİ SIFIRLANMAZ


Uygulamada işveren, işçinin sigorta kayıtlarında çıktı-girdi işlemi yaparak kıdem tazminatı sıfırladığını zannetmektedir. İşçi de haklarını pek bilmediğinden işverenin yaptığı işleme karşı bir şey yapamayacağını düşünerek haklarından feragat edip mağdur olmaktadır. Peki işverenin çıktı-girdi işleminde kıdem sıfırlanır mı?


Yargıtay, işverenin çıktı-girdi davranışının sosyal güvenlik amacıyla kabul edilmiş bulunan kıdem tazminatı hakkının Yasanın amacına aykırı olarak sınırlaması sonucunu doğuracağını, bu nedenle yasal açıdan himaye edilemeyeceğini, işçinin buna muvafakat etmesinin de sonucu değiştirmeyeceği kabul etmiştir. Yargıtay, işin ve işyerinin özellikleri gözetilerek ve fesih tarihleri ile yeniden işe başlama günleri arasında geçen süreler göz önünde tutularak, işverenin bu davranışının işçiye daha az kıdem tazminatı ödeme amacına yönelik olması halinde TÜM HİZMET SÜRESİNE GÖRE, SON ÜCRETTEN KIDEM TAZMİNATI HESAPLANIP, ÖDENEN KISIMLAR MAHSUP EDİLDİKTEN SONRA KALANIN ÖDENMESİ GEREKECEĞİNİ belirtmiştir.

Sonuç olarak İŞVEREN, İŞÇİNİN SİGORTA KAYITLARINDA ÇIKTI-GİRDİ YAPMASI İŞÇİNİN RIZASI OLSA BİLE İŞÇİNİN KIDEM TAZMİNATINI SIFIRLAMAZ. İŞÇİNİN ÇALIŞTIĞI TÜM SÜRELER DİKKATE ALINIR, İŞÇİNİN SON ALDIĞI ÜCRETE GÖRE TAZMİNAT HESAPLANIR, İŞVERENİN BU SÜREDE KIDEM İÇİN YAPMIŞ OLDUĞU ÖDEME DÜŞÜLEREK İŞÇİNİN ALACAĞI KIDEM TAZMİNATI ORTAYA ÇIKAR.


kaynak : http://www.ismagdurlari.org/index.php/anasayfa/makaleler/isci-haklari-makaleleri/isverenin-cikti-girdi-isleminde-iscinin-kidemi-sifirlanir-mi/
.

..

.750 bin işçiye maaş müjdesi

Hükümet’ten taşeron işçilere iyi haber var. ‘Taban ücret’ sistemi gelecek; bu sayede işçiler asgari ücretten düşük maaş almayacak

.
Bugüne kadar haklarını alamamaktan, özellikle düşük maaşla çalışmaktan yakınan taşeron işçilerin yüzü artık gülecek. Hükümet, yaklaşık 15 yıldır çözülmeyen taşeron işçilerin sorunlarıyla ilgili kapsamlı bir çalışma başlattı.
Sayıları 749 bini bulan taşeron işçilere yapılacak çalışma ile asgari ücretten düşük maaş ödenmeyecek.

TAZMİNAT ÖDENECEK
Taşeron işçilerin sosyal ve özlük haklarıyla ilgili tüm konularda düzenleme yapılacak. Düzenleme, işçi ve işveren temsilcilerinin ortak çalışması ile son şeklini alacak. Bu kapsamda, taşeron şirketlerin ve işçilerin karşılaştığı sorunlar araştırılıyor. Araştırmanın ardından da, taraflarla birlikte ortak metin hazırlanacak. Düzenleme ile taşeron işçilere kıdem tazminatı hakkı getirilecek. Mevcut sistemde, taşeron firmalarda çalışan işçiler kayıt üzerinde her yıl işten çıkarılmış gösteriliyor ve bu şekilde kıdem tazminatı almalarının da önüne geçilmiş oluyor. Taşeron işçilerle ilgili hazırlanacak pakette maaşlarla ilgili düzenleme de yapılacak.
Halen taşeron işçilere ağırlıklı olarak, asgari ücret düzeyinde veya altında ödeme yapılıyor. Yeni dönemde, her sektör için taban ücret belirlenecek. Ücretin geç ödenmesi veya ödenmemesi halinde firmalara yaptırımlar uygulanacak.

YÜZ GÜLDÜREN DÜZENLEMELER
Taşeron işçiler kıdem tazminatı alabilecek.
Taşeron işçilerin alacağı ücretler sektörlere göre farklılık gösterecek.
Ücretler, kadrolu işçilerin seviyesine çıkabilecek.
Taşeron firmalara yönelik denetimler artacak.
İşçilerin ücretlerini ödemeyen veya geç ödeyen firmalara yaptırım uygulanacak.
Bu tür firmaların kamu kurumlarının ihalelerine girmesi engellenecek.
İzin ve diğer sosyal haklarla ilgili de düzenleme olacak. Bu haklar devlet garantisi altına alınacak.
kaynak : http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2011/08/31/750-bin-isciye-maas-mujdesi

İşveren işçiyi bayramda çalışmaya zorlayamaz

.
.

.
Özel bir firmada çalışmaktayım. Patronum, bayramda çalışmamızı istiyor. Ben bayramda memleketime gitmek istiyorum, çalışmak istemiyorum. İşe gitmezsem işveren beni tazminatsız işten atar mı? Benim ne gibi haklarım olabilir? Hataylı
.
İş Kanunu'na göre, işçi iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde herhangi bir hüküm yoksa ya da herhangi bir onay vermemiş ise bayramlarda çalıştırılamaz. İşçi bu günlerde çalışmadığı için bundan dolayı iş sözleşmesi tazminatsız olarak sona erdirilemez. Bu nedenle iş sözleşmeniz sona erdirilirse dava açarak tazminatınızı alabilirsiniz.
Geçen günkü köşenizde vermiş olduğunuz cevaba göre 4 yıl Tarım SSK ödemem son 1260 güne sayılmıyor mu? 5...669379 Nolu SMS:
.
Tarım SSK'lı olduğunuz dönemdeki ödemiş olduğunuz primler 1260 güne sayılmaz. Çünkü ne kadar her ikisi de SSK kapsamında olsada kanunları farklıdır. SSK çalışan primleri 506 sayılı Kanun'a, Tarım SSK primleri 2925 sayılı Kanun'a tabidir. İkisi de ayrı ayrı sigortalılıktır. Bu durum Bağ-Kur'da da aynıdır. Esnaf Bağ-Kurlu'luğu farklı, Çiftçi Bağ-Kurlu'luğu farklı kanunlardır. Bu nedenle 1260 şartını yerine getirirken, emekli olmak istediğiniz hangi kanuna tabi sigortalılıksa oradan prim ödemeniz gerekmekte.
2007 ile 2009 yılları arasında bir sitede yönetime bağlı olarak elektrik teknisyeni olarak çalıştım. Bana asgari geçim indirimi ve çocuk paralarının verilmediğini farkettim. Bu hakkımı nasıl elde edebilirim?
Cengiz İPEK
Ücretli olarak çalışanlara vergi mevzuatına göre asgari geçim indirimi ödenmesi gerekir. Bu ödenmemiş ise Maliye Bakanlığı'na işyeri hakkında ihbarda bulunabilirsiniz.
16.08.1963 doğumluyum, SSK girişim 01.12.1985, 6228 günüm var. 4 aylık askerlik hizmetim var. Askerliğimi ödersem ne zaman emekli olurum? Mehmet ER
.
SSK girişinize göre 25 yıl, 49 yaş ve 5300 prim gün şartlarına tabisiniz. Prim gün sayınız ve 25 yıl şartınız tamamlanmış ancak, 49 yaşınız 2012 yılında dolacağından emekli olacağınız tarih 16.08.2012 tarihi olacaktır. Askerlik süreniz sadece 4 ay ise 4 aylık borçlanma yapmanız emeklilik yaşınızı geriye yani 48 yaşına çekmeye yeterli değildir. 48 yaşa tabi olabilmeniz için en az 6 ay, 8 günlük borçlanma yapmanız gerekmektedir.

NE ZAMAN EMEKLİ OLURUM?
01.09.1968 doğumluyum, işe giriş tarihim 10.10.1983, toplam gün sayım 7566, ne zaman emekli olurum? İbrahim YAVAŞ
.
SSK girişinize göre 25 yıl, 47 yaş ve 5150 prim gün şartlarına tabisiniz. Prim gün sayınız tamamlanmış ancak, 01 Eylül 2011 tarihinde 25 yıl şartınız, 01 Eylül 2015 yılında da 47 yaş şartınız dolacak. Bu durumda emekli olacağınız tarih 01 Eylül 2015 tarihi olacaktır. SSK girişiniz askerden önce olduğundan borçlanma yapmanız emeklilik yaşınızı geriye çekmez.

15.10.1972 doğumluyum, 6082 günüm var, sigorta başlangıcım 01.04.1987, ne zaman emekli olurum? Battal İPEK

SSK girişinize göre 25 yıl, 50 yaş ve 5375 prim gün şartlarına tabisiniz. Prim gün sayınız tamamlanmış ancak, 25 yıl şartınız 2015 yılında, 50 yaş şartınız 2022 yılında dolacak. Bu durumda emekli olacağınız tarih 15.10.2022 tarihi olacaktır. SSK girişiniz askerden önce olduğundan borçlanma yapmanız emeklilik yaşınızı geriye çekmez.

09.01.1968 doğumluyum, SSK girişim 25.12.1989, ne zaman emekli olurum? Askerliği ne kadar ödersem daha erken emekli olurum? 5...674416 Nolu SMS:
.
SSK girişinize göre 25 yıl, 52 yaş ve 5525 prim gün şartlarına tabisiniz. Prim gün sayınızı yazmamışsınız. SSK girişiniz askerden sonra ise yapacağınız 1.5 aylık askerlik borçlanması sizi 25 yıl, 51 yaş ve 5450 prim gün şartlarına tabi edecektir. Bu durumda 5450 prim gün sayısını tamamlamak şartı ile 09.01.2019 tarihinde emekli olabilirsiniz.

ALİ ŞERBETÇİ
http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/aliserbetci/2011/08/31/isveren-isciyi-bayramda-calismaya-zorlayamaz

30 Ağustos 2011 Salı

ATM DE BU OYUNA DİKKAT

ATM şifresini böyle çaldılar

Şifre girerken dikkat edin: Bankamatiklere girdiğimiz şifreyi okumanın çok kolay bir yolu bulundu.

Güncelleme:30 Ağustos 2011 11:39
Kaliforniya Üniversitesinden üç araştırmacı, termal kameralar yoluyla banka ATM'lerinde yazdığımız şifrelerin okunabildiğini ortaya çıkardı.

Rapora göre şifremizi girerek düğmeye bastığımızda, parmağımız düğmeyi ısıtıyor ve bu ısı bir süre düğme üzerinde kalıyor. Dolayısıyla makineden uzaklaştıktan sonra bir termal kamera yoluyla girilen şifre açığa çıkarılabiliyor.

Araştırmacılara göre bu yöntem, daha önceki şifre algılama yöntemlerinden çok daha kolay. Tek sorun ise hacker'ın basılan 4 rakamın sıralamasını bilmemesi. Ancak rapora göre bu da büyük bir sorun değil, zira ihtimal sayısının 10.000'den 24'e düşmüş oluyor. Bunun yanında soğuma seviyesi, hangi tuşların önce basıldığını ortaya çıkarabilir.

Araştırmacılar, üreticilere daha az basınç gerektiren düğmeler kullanmasını öneriyor. Bunun yanında plastik maddelerin sıcaklığı daha uzun koruduğu söyleniyor; bu nedenle metal tuşlar öneriliyor.

http://haber.mynet.com/atm-sifresini-boyle-caldilar-589442-dunya/

"Tasarrufu geç harcamaya bak"



Krizdeki Avrupa ülkeleri kemer sıkmaya hazırlanırken merkez bankaları, ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke önderliğinde “Harcamayı kesmeyin” mesajı verdi. Yetkililer “Önlemler bizi kurtarmaz. Sürdürülebilir büyüme için devletler harcamalı” dedi

Hafta sonu ABD’de gerçekleştirilen Jackson Hole toplantılarından ülke liderlerine önemli mesajlar geldi. Çeşitli ülkelerden gelen merkez bankası yetkililerinin yaptıkları ortak açıklamada para politikalarına yönelik alınacak kararların başlı başına dünya ekonomisini kurtarmaya yetmeyeceği duyuruldu. Yetkililer sürdürülebilir bir düzelme için mutlaka ekonomik büyümenin sağlanması gerektiğini ve bunun da siyasi iradenin yetki alanında olduğunu açıkladı. Bu çerçevede devletlerin tekleyen ekonomileri canlandırmak için bizzat yatırıma başlaması gerektiğine işaret eden yetkililer tasarrufun durumu daha da zorlaştıracağını ileri sürdü.

"YETKİMİZ DIŞINDA"
ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke merkez bankası olarak ekonomiye gereken desteği verdiklerini ancak ekonomide büyümeyi sağlayacak asıl araçların merkez bankalarının kapsama alanının dışında kaldığına işaret etti. Euro Bölgesi’nde ise ülkeler kemer sıkma politikalarında ısrarlı.

İtalya'da koalisyon hükümetini oluşturan iki partinin liderleri, ülke bütçesini 2013 yılında dengelemeyi öngören 45 milyar Euro büyüklüğündeki kemer sıkma planında değişiklikleri sonuçlandırmak için dün bir araya geldi. Görüşmelerde tasarruf paketinde bazı değişikliklere gidilmesi gündeme geldi. Halen yüzde 20 olan katma değer vergisinin yüzde 21'e yükseltilebileceği belirtiliyor.
GAZETE HABERTÜRK

Sigortasız işçi çalıştırmanın yaptırımı

Mevsimlik iş sözleşmesi sürekli hale gelebilir
.
Mevsimlik iş sözleşmeleri, İş Kanunu hükümlerine uygun olarak belirli süreli yapılabileceği gibi belirsiz süreli olarak da yapılabiliyor. Tek bir mevsim için yapılmış belirli süreli iş sözleşmesi, mevsimin bitimi ile kendiliğinden sona eriyor ve bu durumda işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamıyor.
.
Buna karşılık, işçi ile işveren arasında mevsimlik bir iş için belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve izleyen yıllarda da zincirleme mevsimlik iş sözleşmeleri yapılmışsa, iş sözleşmesi, belirsiz süreli iş sözleşmesi niteliğini kazanıyor.
.
Sigortasız işçi çalıştırmanın yaptırımı
.
İşletmede sigortasız işçi çalıştırmanın cezası nedir? Arslan Çolak
.
Sigortasız çalıştırılan işçinin işe giriş bildirgesi yasal süresinde verilmemiş olacağından aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. İşe giriş bildirgesinin verilmediğinin, mahkeme kararından veya kurumun denetim ve kontrol ile görevli memurlarınca ya da diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca yapılan tespitlerden veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulan kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden anlaşılması halinde ise uygulanacak idari para cezası iki aylık asgari ücret tutarında oluyor.
.
İşe giriş bildirgesi verilmemiş olan kişinin, aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirimi de yapılmamış olacağından, verilecek her bir ek aylık prim ve hizmet belgesi için aylık asgari ücretin sekizde biri kadar, ek belgenin kurumca re’sen düzenlenmesi halinde ise aylık asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanır.
Sigorta primleri gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.
.
İşveren beş puanlık prim indiriminden yararlanıyorsa, bir yıl süreyle bu indirim hakkından yararlanamaz.
Akşam
Metin Taş-Sezgin Özcan

Bayramda çalışacak olanlar dikkat!


.
Bayramda çalışanlara ücret nasıl ödenmeli?
.
.
.


İş Kanunu’na göre, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyeri çalışacaksa işçinin onayının alınması gerekir. İşçi onay vermezse zorla çalıştırılamaz.
.
İşveren bu nedenle işçiyi işten çıkarırsa haksız fesih olacağından işçiye tazminat ödemek zorundadır. İşçi izin yapmayarak çalışırsa, çalıştığı her gün için bir yevmiye daha ücret alır.
İşe giriş tarihim 17.11.1990. 6500 gün primim var ve halen çalışıyorum. Eğer işten ayrılırsam kıdem tazminatımı alabilir miyim? 5…499055 Nolu SMS
.
İş Kanunu’na göre, sigortalı hizmet süresini ve prim ödeme gün sayısını doldurmuş olup da yaşı bekleyenler, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan hizmet sürelerini ve prim ödeme gün sayılarını doldurmuş olduklarına ilişkin alacakları yazı ile işverene başvurmaları halinde kıdem tazminatlarını alarak işten ayrılabilir.
24.08.1965 doğumluyum. 01.04.1983 sigorta başlangıcım. Toplam prim ödeme gün sayım 1190.
2 çocuğum var. Çocuk borçlanmasını yaptığım zaman 3600 günden veya hangi şartlarda emekli olabilirim? 5…290471
3600 prim günden emekli olma şartınız için değerlendirirsek; prim gün sayınızın üzerine 2 çocuğa en fazla 4 yıl borçlanma yapmanız durumunda toplamda 2630 güne ulaşırsınız. 3600 prim gün sayınızın tamamlanması için 970 gün daha prime ihtiyacınız olur. Ancak 3600 prim günü tamamlasanız bile hemen emekli olamazsınız. Çünkü, kısmi emeklilik yaş-kademesine göre 58 yaşa tabi olduğunuzdan, 3600 prim günden ancak 24.08.2023 tarihinde kısmi (yaştan) emekli olabilirsiniz. Tam emeklilik için de toplamda 5000 günü tamamlayarak emekli olabilirsiniz. Yani doğum borçlanması da yaptıktan sonra 6 yıl, 7 ay daha prim ödeyerek tam emekli olabilirsiniz.
NE ZAMAN EMEKLİ OLURUM?
.
Bayanım. Doğum tarihim 10.01.1960. Sigorta girişim 01.06.1996. Toplam 4250 prim gün ödemem var.
Nasıl normal emekli ya da 3600 günden emekli olabilirim? İsimsiz

.
Normal emeklilik için 20 yıl, 53 yaş ve 5900 prim gün şartlarına tabi bulunmaktasınız. 53 yaşınız 2013 yılında dolacak.
Prim gün sayınızın tamamlanması için 1650 gün daha (4 yıl, 7 ay eder) prim ödemeniz gerekmektedir. 20 yıl şartınız 01.06.2016 tarihinde dolacak. Bu durumda Haziran 2016 tarihine kadar prim gün sayınızı tamamlarsanız bu tarihte, tamamlayamazsanız tamamladığınız tarihte tam emekli olabilirsiniz. 3600 prim günden ise; başka prim ödemeden 58 yaşınızın dolacağı 10.01.2018 tarihinde emekli olabilirsiniz.
15.07.1966 doğumluyum. 01.11.1989 tarihinde Bağ-Kur’lu, 06.08.1992 tarihinde SSK’lı oldum. 1986-1987 yıllarında askerdim. Askerliği ödersem, ne zaman emekli olabilirim? 5…208547 Nolu SMS
.
Bağ-Kur girişinize göre SSK’dan 25 yıl, 51 yaş ve 5450 prim gün şartlarına tabisiniz. 18 aylık askerlik öderseniz 50 yaş, 5375 prim gün şartlarına tabi olursunuz. Bu durumda 5375 prim günü tamamlamanız şartıyla 15.07.2016 tarihinde emekli olabilirsiniz.
29.11.1963 doğumluyum. 04.03.1991 sigorta girişliyim. Askerliğimi borçlanmadım. Ne zaman emekli olabilirim? Sadık ZENGİN SSK girişinize göre 25 yıl, 52 yaş ve 5525 prim gün şartlarına tabisiniz. 16 ay askerlik borçlanmanız halinde 51 yaş ve 5450 prim gün şartlarına tabi olursunuz. Bu durumda 5450 prim günü tamamlayarak 29.11.2014 tarihinde emekli olabilirsiniz. Pim güne ihtiyacınız varsa askerliğin tümünü de borçlanabilirsiniz.

KAMUDA İŞ OLANAKLARI

.
SOSYAL Güvenlik Kurumu toplam 50 müfettiş yardımcısı alacak. Son başvuru tarihi 16 Eylül 2011.
HAZİNE Müsteşarlığı sınavla, 10 iktisat, 5 işletme, 5 hukuk, 7 endüstri mühendisliği, 3 bilgisayar mühendisliği mezunu olmak üzere 30 hazine uzman yardımcısı alacak. Başvurular 12 Eylül ile 19 Eylül arasında yapılacak.
ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sınavla 150 iş müfettişi yardımcısı alacak. Başvurular 7 Eylül 2011 ile 22 Eylül 2011 tarihleri arasında yapılacak.
ALİ ŞERBETÇİ
kaynak :http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/aliserbetci/2011/08/30/bayramda-calisacak-olanlar-dikkat

SGK 400 eleman arıyor

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 'sosyal güvenlik denetmeni' olarak yetiştirilmek üzere, kurumun taşra teşkilatına toplam 400 'sosyal güvenlik denetmen yardımcısı' alacak. Başvuru için en az 4 yıllık eğitim veren yüksek öğretim kurumlarının hukuk, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme fakülte, yüksekokul veya bölümlerinden mezun olmak ve 35 yaşını doldurmamış olmak gerekiyor. 


KAYNAK http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2011/08/30/sgk-400-eleman-ariyor

‘Taşeron sistemine’ neşter



‘Taşeron sistemine’ neşter

 

Hükümet yaklaşık 15 yıldır çözülmeyen taşeron işçilerin sorunlarıyla ilgili kapsamlı çalışma başlattı. Yapılacak düzenlemelerin başında taşeron işçilere kıdem tazminatı var.

Star gazetesinin haberine göre yapılacak düzenlemelerin başında taşeron işçilere kıdem tazminatı ödenmesi ve taban ücret geliyor.

Hükümet çalışma hayatında 'taşeron sistemine' neşter atmaya hazırlanıyor. Yapılacak düzenleme ile yaklaşık 500 bin taşeron işçinin sosyal ve özlük haklarıyla ilgili tüm konularda düzenleme gerçekleştirilecek.

Bu düzenlemelerin başında ise kıdem tazminatı hakkı, iş garantisi, asgari ücretin üzerinde ücret alma hakkı yer alıyor. 61. Hükümet, ilk icraatlarını çalışma ve sosyal güvenlik alanındaki reformlara ayırdı.

Bu çerçevede, işsizlikle mücadele için istihdam paketi, kamu görevlilerinin ücretlerinin artırılması için toplu sözleşme hakkı ve kıdem tazminatı fonu oluşturulmasına yönelik çalışmalar başlatıldı.

Bu çalışmalar sırasında, büyük kısmı kamu kurumlarında çalışan yaklaşık 450-500 bin taşeron işçinin sorunlarına yönelik de düzenleme yapılması gündeme geldi.

Bu nedenle, 15 yıldır çözülmeyen taşeron işçilerin sorunlarıyla ilgili kapsamlı yasal düzenleme hazırlanması için çalışmalara başlandı.

Ortak çalışma yürütülecek

Taşeron işçilerle ilgili yapılacak düzenleme, işçi ve işveren temsilcilerinin ortak çalışması sonucu hazırlanacak. Bu kapsamda, taşeron şirketlerin ve işçilerin karşılaştığı sorunlar araştırılıyor. Araştırmanın ardından da, taraflarla birlikte ortak metin hazırlanacak.

Yapılacak düzenlemelerin başında ise taşeron işçilere kıdem tazminatı ödenmesi geliyor. Mevcut sistemde, taşeron firmalarda çalışan işçiler kayıt üzerinde her yıl işten çıkarılmış gösteriliyor.

Böylece, kıdem tazminatı almalarının önüne geçiliyor. Kıdem tazminatının oluşturulması ile birlikte, bu sorun büyük ölçüde çözülecek. Taşeron işçilerin kıdem tazminatlarını da fon ödeyecek.

Sektörlere göre taban ücret

Taşeron işçilerle ilgili hazırlanacak pakette, kıdem tazminatının dışında maaşlar, sosyal haklar konularında da düzenleme yapılacak. Mevcut sistemde taşeron işçilere ağırlıklı olarak, asgari ücret düzeyinde ödeme yapılıyor. Yeni dönemde, her sektör için taban ücret belirlenecek.

Örneğin sağlık sektöründeki, ulaştırma sektöründeki ücretler farklı olacak. Yine işçilerin izinleri de yeniden düzenlenecek.

Bunun yanında, taşeron işçilerin ücretlerinin geç ödenmesi veya hiç ödenmemesi gibi durumlara son vermek için de firmalara yönelik yaptırımlar uygulanacak. Örneğin, işçilerin ücretlerini geç ödeyen taşeron firmaların ihalelere girmeleri engellenecek.

YAPILACAK DÜZENLEMELER

Firmalara yönelik denetimler artacak

Taşeron işçilerle ilgili yapılması planlanan düzenlemeler şöyle:

- Taşeron işçiler de kıdem tazminatı alabilecekler. Bu sorun büyük ölçüde, kıdem tazminatı fonu ile çözülecek.

- Taşeron işçilerin alacağı ücretler sektörlere göre değişecek. Ücretler, kadrolu işçilerin seviyesine çıkabilecek.

- Taşeron firmalara yönelik denetimler artacak. Taşeron işçilerin ücretlerini ödemeyen veya geç ödeyen firmalara yaptırım uygulanacak. Bu tür firmaların kamu kurumlarının ihalelerine girmesi engellenecek.

- İzin ve diğer sosyal haklarla ilgili de düzenleme yapılacak. Bu haklar devlet garantisi altına alınacak.



http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2011/08/30/taseron-sistemine-nester

Kaçak faturası ağır

 

Elektrik kaçağında şampiyon, miktarda Urfa, oranda ise Şırnak oldu. Kaçak elektrik için faturalarla ödediğimiz tutar 1.4 milyar lira



TEDAŞ'ın 2010 faaliyet raporuna göre, kaçak elektrikte tüketim bazında liderliği 3 milyar kilovat ile Şanlıurfa aldı. İkinciliği 2.8 milyar kilovat kaçak kullanım ile Diyarbakır alırken; üçüncü 2.8 milyar kilovat ile Mardin, dördüncü 2.1 milyar kilovat ile İstanbul Avrupa Yakası oldu. İzmir kaçak sıralamasında 6'ncı sırada yer aldı.

YÜZDE 77 KAÇAK!
Oran bazındaki kaçak rakamları ise dudak uçuklatıyor. Buna göre; Şırnak yüzde 77 kaçak elektrik kullanımı ile liderliği aldı. Hakkari'de kaçak oranı yüzde 74, Mardin'de yüzde 73, Diyarbakır'da yüzde 70, Batman'da yüzde 64. En düşük kaçak oranı ise yüzde 2.3 ile Osmaniye'de. Kaçak elektrik kullanımının yüksek olduğu bölgelerdeki dağıtım şirketleri alacaklarını tahsil edemediği için kâr edemiyor, hatta iflas tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. Elektrik piyasasında 2006 yılından itibaren fiyat eşitleme mekanizmasını uygulanıyor.

KÂRLAR DOĞUYA...
EPDK her dağıtım şirketine abone ve satışına göre tavan gelir hesaplıyor. Tavan üstünde gelir elde eden batı bölgelerindeki şirketlerin kârları, doğuya aktarılıyor. 2010 hesaplarına göre başta İstanbul, İzmir ve Ankara olmak üzere kaçak elektrik kullanım oranı düşük iller, başta Diyarbakır, Mardin ve Van olmak üzere kaçağın yüzde 70 üzeri olduğu illere 1.4 milyar TL transfer etti. En fazla desteği 500 milyon TL ile Boğaziçi Elektrik verdi. Yetkililer, "Şu anda fiyat eşitleme mekanizması olmasa kaçak kullanımı düşük illerde elektrik yüzde 6-7 daha ucuz tüketilirdi" dedi.

KARADENİZ'DE 100 YILLIK ELEKTRİK ÇIKTI
Hidrojen enerjileri üzerine Ar-Ge çalışmaları yürüten Dr.Mükerrem Şahin ve ekibi, tamamen Türk araştırmacılarla Karadeniz dip sularında hidrojen gazı elde etmeyi başardı. Araştırmacıların raporları, mevcut potansiyelin, bölgenin 100 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini gösteriyor.


Mehmet NAYIR

http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2011/08/30/kacak-faturasi-agir

Veliye zam şoku

 


Geçen yıl 'Üniforma kalkıyor' söylentisiyle sarsılan okul kıyafeti üreticileri bu yıl yüzde 50 zam yaptı. İlkokul öğrencisinin masrafı 300 TL'yi geçiyor...




Okulların açılmasına yaklaşık 20 gün kala formalara gelen zam vatandaşı kara kara düşündürüyor. Geçtiğimiz yıl 'Okullardan üniforma kalkacak' söylentileriyle işyerleri kapanma tehlikesi yaşayan okul kıyafeti üretici ve satıcıları, bu yıl velilere zam sürprizi yaptı. TAKVİM'in çarşı-pazarda yaptığı araştırmaya göre; eteği, pantolonu, ceketi ve süveteriyle geçen yıl 45-50 TL tutan okul kıyafetlerinin maliyeti bu yıl yüzde 50'ye varan artışla 70-80 TL'yi aşıyor. Buna çanta, kırtasiye ayakkabı, eşofman gibi ihtiyaçlar da eklendiğinde, bir velinin ilköğretim öğrencisi çocuğu için cebinden çıkacak miktar 300 TL'yi geçiyor.

TEZGAHLARA ÇIKTI
Bayramlıklarla birlikte okul kıyafetleri de tezgahlardaki yerlerini aldı. Ayrıca birçok markette bayram standlarının yanında okul kıyafet ve malzemeleri için özel bölümler oluşturuldu. Yetkililer, okul alışverişinin bayramdan sonraki hafta daha da hızlanacağını beklediklerini söyledi. İlköğretim ile orta öğretim kıyafetlerinde fiyat farkı ceket ve gömlekle ortaya çıkıyor. Okul kıyafetlerinin fiyatları semtlere ve mağazalara göre de değişiklik gösteriyor.



Etiketler: zam , Çarşı , pazar , üniforma

7 adımda kredi kartı borcunuzdan kurtulun

Kredi kartı borçlarını ödemekte ve yönetmekte zorlananlar için "Kredi kartınıza kimin patron olduğunu gösterin" başlığıyla 7 basit adımdan oluşan bir liste yayınlandı. İşte o adımlar... 


1. İhtiyaç kredisi kullanın
İşe önce borçları kapatmakla başlamak gerek! Tüm bankalara olan birikmiş kredi kart borçlarınızı toplayın ve bunu ihtiyaç kredisi ile kapatın. Bir başka deyişle, borcunuzu aylık ödenebilir taksitlere çevirin. Unutmayın, kredi kartı gecikme faizi aylık yüzde 2.62 olmasına karşın, yüzde 1'in altında faizle ihtiyaç kredisi almak mümkün. Böylece hem kredi kartınıza daha fazla faiz ödemekten kurtulur hem de bütçenizi dengeye ulaştırana kadar zaman kazanmış olursunuz.

2. Doğru bankayı seçin
Kredi başvurusunda bulunmadan önce sizin için en avantajlı olacak bankayı seçmeyi ihmal etmeyin. Bu size 24 ay vadeli 10.000 TL'lik bir kredide 1.500 TL'ye varan tasarruf imkânı sağlar.

3. Bütçe değerlendirmesi yapın
İhtiyaç kredisinin aylık taksitlerini belirlemeden önce genel bir bütçe değerlendirmesi yapmayı unutmayın. Elektrik, su, mutfak, çocuğunuzun okul masrafları gibi zorunlu giderlerinizi hesaplayın. Ardından sizi zora sokmayacak şekilde ödeyebileceğiniz taksit tutarını belirleyip, kredinizin vadesine karar verin. Böylece borçlarınızı gecikmeli ödeme ya da aynı problemi yeniden yaşama olasılığını azaltmış olursunuz.

4. Bankayı bilgilendirin
Kredi kartı borçlarınızdan dolayı ihtiyaç kredisi talebiniz bankalar tarafından reddedildiyse, sorun borç kapatma niyetinizi belirtmemiş olmanız olabilir. Amacınızın alacağınız kredi ile borç transferi yapmak olduğunu mutlaka belirtin. Hatta gerekirse, alacağınız kredi ile kart borcunuzu kapatmak üzere imzalı talimat vererek başvuru yaptığınız bankayı önceden yetkilendirin.

5. Taksitlendirme isteğinizi belirtin
Tüm bunlara rağmen kredi alamıyorsanız kredi kartı borcunuz olan bankalarla görüşün. Borcunuzun taksitlendirilerek ödenebilir hale gelmesini istediğinizi, aksi halde ödeme zorluğuna düşeceğinizi belirtin. Açıkça yardım rica edin. Bu durumda o bankanın kredi faizini kabullenmek zorunda kalabilirsiniz ancak taksitlendirilmiş borcunuz ile bütçenizi yönetmek çok daha kolay hale gelir.

6. Tek kart kullanın
Elbette bu devirde kredi kartsız da yaşanmaz! Kredi kartının borçlanma değil, ödeme aracı olduğunu unutmadan, kontrollü harcama ile kartın avantajlarından yararlanmaya devam edebilirsiniz. Tek bir kredi kartı kullanmak borçlarınızı yönetmenizi kolaylaştıracaktır.

7. Harcamalarınızı kaydedin
Sadece kredi kartınızın değil tüm bütçenizin patronu olun. Neden bir sonraki hedefiniz birikimlerinizin patronu olmak olmasın? Küçük büyük tüm harcamalarınızı not edin, fazlalıkları eleyin, nerelerden tasarruf edebileceğinizi belirleyin. Ne zaman birikime başlayabileceğinizi şimdiden hesap edin.

http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2011/08/29/7-adimda-kredi-karti-borcunuzdan-kurtulun

5 milyarlık can suyu



Giyimden turizme pek çok sektör bayram canlılığı yaşıyor Maaşların erken ödenmesinin de etkisiyle 5 milyar liralık ekonomi oluştu; esnafın ve firmaların yüzü güldü...




Ramazan Bayramı ekonomiye doping etkisi yaptı. Giyimden gıda ve hediyelik eşyaya, ulaşımdan turizme kadar pek çok sektörde büyük bir hareketlilik yaşanıyor. Bayramlık kıyafet, şeker-çikolata, tatil ve ulaşım harcamalarıyla yaklaşık 5 milyar liralık bayram ekonomisi oluştu. Bu yıl da bayram öncesi yapılan alışverişler esnafın yüzünü güldürürken; giyim ve ayakkabıdaki sezon sonu indirimleri vatandaşın cebini rahatlattı.

10 MİLYON YOLCU VAR...
Emeklilerin maaşlarını bayramdan önce almaları, ayrıca çok sayıda özel sektör kuruluşunun çalışanlarının ücretlerini erken ödemesinin de etkisiyle, alışverişlerdeki canlılık daha da arttı. Erken maaş vatandaşa moral olurken, bayram tatilinin uzunluğu ve yaz dönemine denk gelmesi de turizm ve ulaşıma hereket kattı.

9 günlük tatille ulaşımdaki hareketlilik 2 katına yükseldi. Yaklaşık 10 milyon vatandaş bayram öncesi yollara çıktı. Uçak, tren, denizyolu ve karayolu taşıtlarında yer bulunmazken, ek seferler bile doldu. Sahil bölgelerindeki turizm tesislerinde doluluk oranı yüzde 100'e yaklaştı. Gıda sektöründe Ramazan ayıyla birlikte başlayan hareketlilik, bayram sofraları hazırlığı için yapılan alışverişler, ikramlık şeker ve çikolata harcamalarıyla daha da büyüdü. Bayram hediyesi almak isteyenler hediyelik eşya sektörünü canlandırdı. Kiralık araba sayısında da adeta patlama yaşandı


http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2011/08/30/5-milyarlik-can-suyu

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Vergi iniyor

.


Cep telefonu, sabit telefon ve internet kullanıcılarına iyi haber… İletişim araçlarından alınan Özel İletişim Vergisi’nin (ÖİV) düşürülmesi için harekete geçildi. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, uzun süredir Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in gündeme getirdiği ÖİV’nin düşürülmesi için çalışma yaptıklarını, bu çalışmalara hız vereceklerini açıkladı. Bakan Yıldırım, önümüzdeki aylarda 


Maliye Bakanlığı’nın sektör temsilcileri ile bir araya geleceğini belirterek, “Kısa sürede sonuca ulaşacağız” dedi. 

DÜNYANIN EN YÜKSEĞİ
İletişim vergisinde oranların düşürülmesi, faturaları da hafifletecek. Yüksek faturalardan yakınanların yüzünü güldürecek indirim ile birlikte daha ucuza konuşmak, internet kullanmak mümkün olacak.
Öte yandan bazı sektör temsilcileri dünyanın en yüksek iletişim vergisinin Türkiye’de ödendiğini ifade etti. Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tanju Erkoç, AB ülkelerinde yüzde 19 olan iletişim vergisi oranının Türkiye’de KDV ile birlikte GSM’de yüzde 43, sabit telefonda yüzde 33, internet kullanımında ise yüzde 23 olduğunu söyledi. Tanju Erkoç, özellikle GSM ve sabit telefonlardaki vergi oranlarının dengelenmesi gerektiğini belirterek, bunun ardından da en az yüzde 19 seviyesine indirilmesi gerektiğini kaydetti.
İNDİRİM TÜKETİCİYE YANSITILIR
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın vergi indirimi ile ilgili yaptığı açıklamalar, sektör temsilcilerini de heyecanlandırdı. Tüm Telekomünikasyon İşadamları Derneği (TÜTED) Başkanı Adil Zafer Müftüoğlu, açıklamaların memnuniyet verici olduğunu söyledi. Müftüoğlu, “Sayın bakanımızdan biz bu konuda daha önce de ricada bulunmuştuk. Böyle bir indirim kararı alırlarsa çok seviniriz” dedi. İletişim şirket temsilcileri, hükümetin vergi oranlarını düşürmesi halinde bunu anında tüketiciye yansıtacaklarını ve iletişimin ucuzlayacağını ifade etti.

kaynak http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2011/08/28/vergi-iniyor

Her ticari araç reklam alacak


 .

 .

.
İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı düzelmeme ile ticari araçlarda reklamlarda yeni düzenlemeye gitti.

Buna göre, 30 araçla anlaşma şartı kaldırıldı. Servis araçlarının dışında, minibüs, taksi gibi araçlar da reklam taşıyabilecek. Ticari araç sahiplerine yeni gelir kapısı açıldı. İçişleri Bakanlığı, ticari araçlara alınacak reklamlarda yeni düzenlemeye gitti. Ticari araçlara verilecek reklamlar için aynı anda 30 araçla anlaşma koşulu kaldırıldı. Bundan sonra  servis araçlarının dışında minibüs, taksi gibi ticari araç sahibi reklam anlaşması yaparak aracında reklam taşıyabilecek. Bakanlığın yaptığı yeni düzenlemenin özellikle küçük şehirlerde ticari araç sahipleri ve reklam firmaları için yeni gelir kapısı  olacağı ifade ediliyor.

Ek gelir kapısı
İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı “Ticari Araçlarda Reklam Bulundurulması Hakkında Yönetmeliği” arabasına reklam alacak ticari araç sahiplerine ek gelir kapısı açtı. Umum servis aracı, personel servis aracı ile okul servis araçlarının dışında, yük ve yolcu taşımacılığı yapılan taksi, taksi dolmuş, minibüs, otobüs ve kamyonetler ile kiralık otomobiller ve römorklarına reklam alma koşulları  iyileştirildi.

Belediye izin verecek

Yeni düzenleme ile daha önce polisten alınan reklam izin belgeleri artık belediyelerden alınacak. Bir yıl süre ile geçerli olacak belgeler devredilemeyecek ve kiralanamayacak. Ticari araç sahipleri tek kampanya içerisinde sadece bir mal veya hizmet koluna ait reklamlar yapabilecek. Bir mal veya hizmet koluna ait kampanya içerisinde değişik marka ve ürünlerinin değişik sürelerde reklamı alınabilecek.

Düzenlemeye göre, reklam takılacak ve bulundurulacak araçların camlarına, tekerleklerine, ön ve arka kısımlarına reklam uygulanamaz. Reklam takılacak ve bulundurulacak araçlara komple giydirme veya aracın rengini tamamen değiştirecek şekilde reklam kullanılamaz

Zarara karşılık teminat şartı
Araçlara reklam alınırken doğabilecek zararlar karşısındaki teminatlar da arttırıldı. Reklam alımında oluşacak zararlara karşı taksi, kiralık otomobil, dolmuş ve hafif römorklar için bin 500 lira, minibüs ve kamyonetler için 3 bin, otobüsler için de 6 bin lira teminat mektubunun belediyeye ibrazı zorunlu hale getirildi.
http://www.bugun.com.tr/haber-detay/167505-her-ticari-arac-reklam-alacak-haberi.aspx

İş-Kur’dan iş garantili kurs

..İzmir’de 7 ayda açılan 344 kurs sayesinde 571 kişi iş sahibi oldu

.
.

İşkur sayesinde hem eleman ihtiyacı olan işverenler kayıpları önleniyor, hem de işsizler kurs sonunda işsahibi oluyor.
Kursiyerle günlük 15 lira ödenirken, sağlık sigortası primleri de İşkur tarafından karşılanıyor.
İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de kayıtlı 2 milyon 550 bin işsiz var.

Hükümet istihdamı artırmak için çeşitli teşvik tedbirleri uyguluyor. Bunlardan biri de İşkur’un düzenlediği iş garantili mesleki yeterlilik kursları.

İş-Kur İzmir İl Müdürü Süleyman Boyacıoğlu, “Bir işveren bir elemana ihtiyacı olduğunda öncelikle SGK’lı yapmak durumunda. Bir gün önceden işe girişini yapmak durumunda. Ücreti hemen başlıyor. Peki üretime hemen sokabiliyor mu. Hayır. …Dolayısıyla ücret, SGK, üretim kaybı, her türlü kaybı sözkonusu. İşte biz işverenlere diyoruz ki, gelin bu kayıplarınızı biz sizin adınıza yüklenelim.” dedi.

Bu kapsamda yılın ilk 7 ayında İzmir’de 344 mesleki yeterlilik kursu açıldı.
Fabrika Müdürü Sadık Aslıtürk, “Biz yeni işler aldık. İşkur’un bu desteği olmasaydı, oradaki eleman istihdamını, yetiştirilmesini, maddi olarak almış olduğumuz destekler var. Onu sağlamayamazdık ki, bu inanılmaz bir imkan. Devamını da istiyoruz zaten. Açacağız biz.” dedi.

Mesleki eğitim alan kursiyerler de işsahibi olacakları günü iple çekiyor.
2 bin 900 kişinin katıldığı kurslarda eğitimlerini tamamlayan 471 kişi iş sahibi oldu.

http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2011/08/28/iskurdan-is-garantili-kurs

SGK’dan kazazedelere müjde

.

SGK’dan kazazedelere müjde


Trafik kazalarında bedel, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacak.

Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ile diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları tedavinin gerektirdiği tüm sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak.

Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Ülke içinde meydana gelen trafik kazaları nedeniyle ilgililere sunulan sağlık hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmelik, Zorunlu Trafik Sigortası, Zorunlu Taşımacılık Sigortası ve Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortasını kapsıyor.

Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ile diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları tedavinin gerektirdiği tüm sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, SGK tarafından yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde yer alan hükümler doğrultusunda karşılanacak.

SGK tarafından karşılanan sağlık hizmet bedelleri için bu yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara göre, ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından SGK’ya aktarım yapılacak.

Zorunlu Trafik Sigortası poliçesi düzenleme yetkisi bulunan sigorta şirketleri, kısa süreliler dahil yazdıkları sigorta priminin bu yönetmelik ekinde yer alan hesaplama yöntemine göre belirlenen kısmını, primin tahakkuk ettiği ilgili ayı izleyen 3. ay sonuna kadar defaten veya 3 eşit taksitte SGK’ya aktaracak.

Zorunlu Taşımacılık Sigortası ile Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesi düzenleme yetkisi bulunan sigorta şirketleri de yazdıkları sigorta priminin söz konusu hesaplama yöntemine göre belirlenen kısmını, primin tahakkuk ettiği ilgili ayı izleyen 3. ay sonuna kadar defaten veya 3 eşit taksitte SGK’ya iletecek.
Güvence Hesabı da Zorunlu Trafik Sigortası, Zorunlu Taşımacılık Sigortası ve Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası için ilgili sigorta şirketlerinden tahsil ettiği tüm katılım paylarının yüzde 15′ini, tahsilatı izleyen ayın 10. gününe kadar SGK’ya aktaracak.

SGK alacağının süresinde ödenmemesi halinde, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, ödenmeyen kısım, sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede her bir ay için yüzde 3 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılacak ve ilgili diğer hükümler uygulanacak.

Trafik kazaları sebebiyle sağlık hizmeti talebine konu olabilecek isteğe bağlı sigortaları düzenleyen sigorta şirketlerinin anılan poliçeler çerçevesindeki sorumlulukları saklı kalacak.

Bu Yönetmelik hükümleri kapsamında Kuruma yapılan aktarımla, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının Zorunlu Trafik Sigortası, Zorunlu Taşımacılık Sigortası ve Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçeleri kapsamında sigortalılara ve hak sahiplerine karşı sağlık/tedavi giderleri teminatı bakımından sorumlulukları sona erecek.

Yönetmelik çerçevesindeki sağlık hizmet bedelleri için Zorunlu Trafik Sigortası, Zorunlu Taşımacılık Sigortası ve Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası çerçevesinde sigortalı olan kişilerden ayrıca talepte bulunulamayacak.
SABAH

Bayram çalışması ücretleri nasıl ödenecek?

.



..
Tabiî ki biz bayramda tatili yaparken pek çok kişi görevinin başında olacak. Bizlerin bayramı sağlıklı ve mutlu geçirmesi için fedakarlık yapacak. Emniyet kuvvetleri, hastane görevlileri, belediye hizmetinde çalışanlar gibi pek çok görevli bayramı görevinin başında geçirecek.

Onlara sonsuz şükran sunuyoruz.
Bayram ve genel tatil günlerinde bazı çalışanların tatil yapmayıp çalışacağı yasa koyucu tarafından öngörülmüş ve 4857 Sayılı İş Kanunu’nda bu çerçevede düzenleme yapılmıştır.

Öncelikle 4857 Sayılı İş Kanunu’na tabi işyerlerinde çalışanlar için yapılan hizmet akitlerinde veya toplu iş sözleşmelerinde işçilerin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya katılıp katılmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu yönlü işçinin onayı olmaksızın ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırılması mümkün değildir. Mutlak suretle bu husus hizmet akdi veya toplu iş sözleşmelerinde belirlenmelidir. Aksi halde işçiler sonradan genel tatil çalışmasına zorlanamaz.

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışan işçilerin çalıştıkları bu günler için nasıl zamlı bir ücret alacakları ise 4857 Sayılı Yasanın 47’nci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre;
“Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.” biçiminde düzenleme mevcuttur.

Düzenlemeden anlaşılacağı üzere 4857 Sayılı Yasa’ya tabi olarak çalışan işçiler bayramlarda çalıştıklarında ek olarak bir günlük ücret daha alacaklardır. Bu konuyu içinde bulunduğumuz dönem ile örneklendirelim.
Önümüzde 3,5 günlük Ramazan Bayramı dolayısıyla genel tatil bulunmaktadır. Eğer ki bir işçi Ramazan bayramının tamamında çalışmış ise ve gülük brüt ücreti örneğin 40,00 TL ise, bu bayram çalışmaları dolayısıyla alacağı ilave ücret toplam 140,00 TL olacaktır.

Nadiren de olsa bu bayramda olduğu gibi ulusal bayram ve genel tatil günlerinin çakıştığı olmaktadır. Nitekim 30 Ağustos 2011 günü hem Ramazan Bayramının birinci günü, hem de Zafer Bayramı’dır. İki tatil gününün çakışması durumunda çalışanlara ödenecek ücrette bir değişiklik olup olmayacağı zaman zaman gündeme gelen konulardan biridir. Bu durumda çalışanlara ödenecek ücret tutarında bir artış olmayacak, işçi anılan gün çalışmış ise yine toplam iki günlük ücret alacaktır.

Kadri KABAK

KAYNAK : http://www.gazeteyenigun.com.tr/koseyazilari/21483/bayram-calismasi-ucretleri-nasil-odenecek?

Blog Arşivi

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı