HÜRİYET

Facebook Takip Etmek İçin Beğen

20 Aralık 2011 Salı

Yanıltıcı belge kullanmada oransal şart / Prof. Dr. Metin Taş, Sezgin Özcan



Yanıltıcı belge kullanmada oransal şart

Sahte belge ve muhteviyatı (içeriği) itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi ve kullanılması, Vergi Usul Kanunu'nda (VUK) kaçakçılık suçu fiilleri arasında yer alıyor. Suç fiilleri arasında yer alan sahte belge ile yanıltıcı belge birbirinden oldukça farklı özellikler taşıyor.

SAHTE BELGE
Gerçek bir işlem veya durum olmadığı halde varmış gibi gösteren belgelere 'sahte belge' deniliyor. Uygulamada daha çok faturalarda sahtelikle karşılaşıldığından sahte belge için halk arasında 'naylon fatura' sözcüğü de kullanılıyor.
VUK'un 359. maddesine göre sahte belge düzenleyenler 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyor. Bu ceza düzenlenmiş olan sahte belgeleri kullananlar için de ayrıca veriliyor. Sahte belgeyi düzenleyen ve kullananlara, hapis cezası dışında ayrıca kaybına neden oldukları verginin üç katı tutarında vergi
ziyaı cezası kesiliyor.

YANILTICI BELGE
'Yanıltıcı belge' ise gerçek bir işlem veya duruma dayanmakla birlikte bu işlem veya durumu; içerik, miktar veya tutar itibariyle olduğundan farklı gösteren belgeye deniliyor. VUK'a göre, yanıltıcı belge düzenlenmesi veya düzenlenmiş belgenin kullanılması halinde 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası veriliyor. Suç fiilinin vergi kaybına neden olması halinde ise ayrıca verginin üç katı tutarında vergi ziyaı cezası da kesiliyor.

KASIT UNSURU
Kaçakçılık fiilleriyle ilgili olarak VUK'ta kasıt ile ilgili herhangi bir hüküm yer almıyor. Bu durum, fiillerin kasıt olmaksızın işlenmesi halinde de suçun oluşacağı şeklinde algılamaya neden oluyor. Ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 21. maddesinin ilk fıkrasına göre; 'Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.'
Bu hüküm karşısında, VUK'ta kaçakçılık fiilleri için kasıt şartına yer verilmemesinin sonucu değiştirmeyeceği anlaşılıyor.
306 Seri Nolu VUK Genel Tebliği'ne göre; vergi incelemesine yetkili olanlar sahte veya yanıltıcı belge kullanımı tespit ettiklerinde durumu kasıt unsuru açısından değerlendirmekte ve kastın varlığına kanaat getirmeleri halinde rapor düzenlemektedirler. Mahkemelere ait olan kastın tespiti yetkisinin tebliğ ile denetim elemanlarına verilmek istenmesi nedeniyle, bu tebliğ halen tartışılıyor.

YANILTICI BELGE KULLANILMASINDA KASIT
Kasıt konusundaki tartışmalar üzerine, daha önceki yazılarda sözünü ettiğimiz Vergi Usul Kanunu Taslağı'nda konu yasal zemine oturtulmaya çalışılmış. Taslakta, yanıltıcı belge kullanılması fiili için 'bilerek' ibaresinin eklenmesi öngörülüyor. Bilerek kullanma konusunda ise ortaya çıkan vergi kaybı 'ölçü' haline getirilmiş durumda.

.
Buna göre; içeriği itibariyle yanıltıcı belge kullanılmasıyla mükellefin ilgili yıl içinde ödediği her türlü vergilerin yıllık toplamının yüzde 2,5'ini aşmayan vergi kaybının söz konusu olması halinde bu belgelerin bilerek kullanılmadığı kabul edilecek.
Kimi zaman, özellikle büyük ölçekli işletmelerde hacmin binde biri oranında bir belge için bu işletmelerin kanuni temsilcilerinin ceza mahkemelerinde yargılanması söz konusu olabiliyor. Bu açıdan bakıldığında öngörülen düzenleme yerinde gibi gözüküyor. Bununla beraber, bu yapının sahte belgeyi kapsam dışında bırakıp sadece yanıltıcı belge için öngörülmesi, aynı sakıncalı durumun sahte belge açısından devam etmesine neden olacak. Bu nedenle, konunun tartışmaya açılarak üzerinde mutabakat sağlanmasında yarar görüyoruz.

Çalışma şartlarında değişiklik olması
Çalışma şartlarında esaslı değişiklik olduğunda, bu değişikliği kabul etmeyen işçinin sözleşmesi işveren tarafından feshedildiğinde işçinin ihbar ve kıdem tazminatı hakkı doğar. İş sözleşmesinde önceden belirlenmiş olup işçi tarafından kabul edilen değişiklikler esaslı değişiklik kapsamında değildir. Çalışma şartlarında esaslı değişiklik olduğunda bu konudaki teklif yazılı olarak yapılmalı ve işçinin rızası yazılı olarak alınmalıdır. Yazılı olmasa bile esaslı değişiklik sonrası işçinin çalışmaya devam etmesi, değişikliği kabul ettiği anlamına gelir.

Apartman yönetici hükümleri Kat Mülkiyeti Kanunu'nda
AKŞAM gazetesindeki köşenizde yer alan 'apartman yöneticisine ücret ödenmesi' konusundaki yazıyla ilgili bilgi edinmek istemiştim. İnternetten araştırdım ama tatmin edici bir sonuç alamadım, acaba yasalaştırılmış bir durum mu, öyleyse detaylarını nereden ve nasıl öğrenebilirim?

.
l Funda Seran
Apartman yöneticisine ücret ödemesi, yasal dayanağı olan bir konu. Konu hakkındaki düzenlemeler 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda (KMK) yer alıyor. Yöneticinin ücreti ile ilgili olarak KMK'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 28. maddesinde de ayrıca hükümler var. Konu hakkındaki temel düzenleme ise KMK'nın 40. maddesinde yer alıyor. Bu maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları aynen şu şekilde:
'Yönetici, yönetim planında veya kendisiyle yapılan sözleşmede bir ücret tayin edilmemiş olsa bile, kat maliklerinden uygun bir ücret isteyebilir,
Kat malikleri kurulu, kat malikleri arasından atanmış yöneticinin normal yönetim giderlerine katılıp katılmayacağı, katılacaksa, ne oranda katılacağını kararlaştırır. Bu yolda, bir karar alınmamış ise, yönetici yönetim süresince kendisine düşen normal yönetim giderlerinin yarısına katılmaz.'

GÜNÜN SÖZÜ
'Haksız eleştiri, biçim değiştirmiş övgüdür.' Dale Carnegie Kaynak: Akşam Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Arşivi

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

CEP